Bükemediğin eli, para ile doldur!

Bir hesaba göre 108, başka bir hesaba göre 111 süren savaşta, bir hesaba göre 3 binden, bir hesaba göre 4 binden fazla sivil ve asker İranlı öldü.

Benim hesabıma göre, bu savaş, Amerikan uçakları, İran'ın Hürmüzcan eyaletinin, Minab kentindeki Şaheren Tayyibe ilkokulunu, atıldığında bin ayrı noktayı hedef seçebilen, yapay zeka yazılımı olan Maven sistemi ile yönetilen iki Tomahawk füzesi atarak 120'si kız öğrenci olmak üzere 156 sivil öldürdükleri 28 Şubat 2026 saat 10:45'te başladı ve bitti. ABD Başkanı Trump, başta 120 ilkokullu kız olmak üzere, 3 veya 4 bin İranlının kan bedeli olarak—yıkmak için yola çıktığı ama yıkamadığı--İran rejimine 300 milyar Dolar vererek, savaşı bitirdi.

Bitirebilirse! Çünkü bu savaşı uğrunda başlattığı İsrail'in soykırımı suçlusu başbakanı Netanyahu, Pazartesi elektronik olarak onaylanan, dün imzalanan mutabakat zaptına da onun ardından gelecek olan nihai anlaşmaya da karşı. Netanyahu bunu kendisiyle birlikte aynı savaş suçlarının sanığı olan Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir'e açıkça söyletti. İsrail'in Siyonist yönetimi İran'da rejimi değiştirmek, mollaların yerine İran'ın eski şahının oğlunu işbaşına getirmek istiyor; ama Trump'ın anlaşmasını reddetme cesaretini Şii İran'ı parçalayarak, bölgede bir Sünni ve bir Kürt devleti kurma hayali içindeki ABD derin devletinden alıyor.

Şu ana kadar provokasyona gelmeyen İran'ı yeniden savaşa kışkırtmak için Netanyahu veya NeoCon'lara Trump'ın anlaşması engel olacak değil. Sağı-solu belli olmayan Trump'ı tam doğum günü şenlikleri ve G7'de Avrupalılara arayı düzeltme toplantısı sırasında iyice öfkelendirmemek için, yarın değil de gelecek hafta yeniden başlatabilirler İran savaşını.

Trump için önemli olan, İran'ın İsrail'e "koz verecek" bir misillemede bulunması önlemek gibi görünüyor. Bunun için İran'a savaş tazminatı vermeyi kabul ettiği anlaşılıyor. Trump gibi baştan ayağa ben-merkezci, dünya bir yana ego'su bir yana bir kişi, elbette kendi başlattığı savaştan tazminat vererek çıkmayı kabul etmeyeceği için bu 300 milyarın adı "yatırım fonu" olacak. Trump, bu parayı, şu ana kadar mollaların şerrinden ABD şemsiyesi altına girmiş ama ABD'ye üs vermenin bedelini İran bombalarına hedef olarak ödemiş olan Körfez şeyhlerine ödetecek.

Amerika ile İsrail'in İran'a savaşının başlama, gelişme ve muhtemelen sonu olan gelişmelere bakarak, bölgedeki dengeleri değerlendiren gazeteci Selim Atalay'ın TRT Haber Dünya Hali'nde tespiti bu:

"Bükemediğin eli, para ile doldur!"

Bükemediğin eli öpmek artık işe yaramıyor; gönümüzde geçerli uygulama, o elin sahibi paraya boğmak! 300 milyar dolar, bir anlamda İran'ın zaferi. Mollalar, bu sözüm-ona zaferi her şeyden önce toplu katledilen kız öğrencilere borçludur. İranlılar ve dünya kamuoyu, bu haksız-hukuksuz savaştan, Orta Doğu'da bir Şii Hilali oluşturmak için hesapsız-kitapsız, önünü-arakasını düşünmeden yıllardan beri İran, Irak, Suriye, Lübnan ve hatta tüm bölge için istikrarsızlık unsuru haline gelen molla rejimini değil, ABD ve İsrail'i sorumlu tuttu. Çünkü, Trump, ülkesini, büyük bir ihtimalle bir pedofili skandalına yol açacak Epstein Dosyaları şantajı sebebiyle Netanyahu'nun peşine takılarak haklılığına bizzat inanmadığı bir savaşa sürükledi. Trump, 2017'de, İran ile nükleer silah anlaşmasından çekilirken, İran'ın nükleer silahı olmadığını; ama uranyum zenginleştirme tesislerine engel olmak gerektiğini söylüyordu.