NATO Genel Sekreteri Rutte çıkmış, Orta Çağ şövalyeleri gibi, haykırıyor: "Ey Vladimir, çık karşımıza!" Hani şimdi gençlerin, absürt bir durum karşısında sordukları gibi sormak lazım NATO'cuya: "Mark, sen iyi misin"
2017 Krizini çok ayrıntılı irdelemek istemiyorum; ama kısaca hatırlayalım. Rutte hükumeti, anayasa değişikliği referandumu öncesi, Türk bakanların ülkesinde propaganda yapmasına izin vermemişti. Almanya'dan karayoluyla Rotterdam'a gelen o zamanki Aile ve Sosyal İşler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın Türkiye Başkonsolosluğu'na girmesine izin verilmemiş ve polis gözetiminde Almanya'ya geri gönderilmiş; dönemin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun Hollanda'ya uçuş izni iptal edilmişti. Erdoğan'ın, "Bunlar Nazi kalıntısı, bunlar faşist" sözleri de tarihe geçmişti.
Buna rağmen Türkiye, Rutte'nin NATO Genel Sekreteri olma girişimini destekledi; Rutte, ülkesiyle Türkiye arasındaki en bunalımlı zamanlarda dahi, NATO'nun savunma gücünü korumasında Türkiye'nin önemini vurgulamaktan çekinmemişti. Mesela, onun "Türkiye, bölgede çok etkisi olan jeopolitik bir oyuncu ve daha fazlası; bir NATO müttefiki ve birçok farklı alanda ortağımızdır" sözünü unutamayız. Rutte, kendi ülkesinin iç politikası için oynamadığı zaman, Türkiye'nin terörle mücadele, güvenlik, iklim, enerji, ekonomi ve göç gibi alanlardaki rolünü vurgulayarak ve bunları sosyal medyada paylaşarak, sadece ülkemizle ilgili değil ama tüm NATO için yeni rol ve imaj ihtiyacı olduğuna inandığını gösteriyordu.
Gerçekten de Rutte'nin, artık raf ömrünü çoktan doldurmuş "Sovyet yayılmacılığına karşı kalkan olan NATO" kavramını çöpe atacak Avrupalı görünümü umut vericiydi. Ama genel sekreter olduktan sonra Rutte'ye bir şeyler oldu; kraldan çok kraliyet yanlısı bir genel sekreter çıktı ortaya. Bu değişim, "Trump gibi, denge konusunda dünyaya örnek (!) bir ABD Başkanı ile çalışmanın zorunlu bir sonucu mu" diye sorabilirsiniz. Ama benim cevabım, "hayır" olacaktır; çünkü Trump'ın "Amerika'nın Avrupa'dan çekilmesi" diye niteleyebileceğimiz "dengesizliği," Biden gibi, adeta Avrupa'yı kulağından tutup; Rusya'ya karşı Ukrayna'da savaşa sokan NeoCon'lara, özellikle Orta Doğu'ya yeni bir harita biçmeye çalışan Derin ABD'nin küresel müdahaleciliğine karşı bir tavır olarak görülebilirdi. Nitekim Trump'ın Mayıs 2025 Riyad konuşması, sadece Rutte için değil ama uluslararası strateji alanında kendisine bir rol biçen herkes için ipuçları taşıyordu. Trump, bölge liderlerini "modern bir Orta Doğu'nun doğuşunu sağladıkları için" için tebrik etti; kendi ülkesinin "Anlamadıkları toplumlara müdahale eden ulus-kurucuları" dediği kişileri (hem de kürsüde taklitlerini yaparak) eleştirdi.

13