Soru şu: İsrail, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki askeri ortaklıktan kimler faydalanıyor
Bu soruyu aşağı yukarı bir yıl önce Hindistan'ın eski iş gazetelerinden biri olan Financial Express gazetesi sormuştu. O tarihlerde Yunanistan ve İsrail, bugün sahip oldukları olumlu ve kapsamlı diplomatik ve askeri ilişkilerin temellerini atıyordu. İki ülke bugün birbirlerini müttefik olarak görüyorlar. Ancak, İsrail'in Filistin soykırımı ve Gazze'de işgal ve Filistinlilerin malını-mülkünü elinden alma (yeni sömürgecilik) siyasetinin tüm dünyada ve tabii Yunanistan'da ve Güney Kıbrıs'ta özellikle gençler arasında yarattığı nefret ve muhalefet ortamı, belli ki Yunan başbakanı Kiryakos Miçotakis'in umurunda değil.
Son bir yıl içinde Miçotakis ve Binyamin Netanyahu, askeri, istihbarat ve ekonomi alanlarında iş birliklerini artırdılar. Bu ittifaka Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis de katıldı; ancak bu Financial Express gazetesi ve benzerlerinin başlıklarına "İsrail, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki askeri ortaklık" diye yansıdı. Hristodulidis, İsrail'in dünya üzerinde Miçotakis ve kendisinden başta tek dostunun Hindistan başbakanı Narendra Modi olduğunu görerek, bu ayın başında Delhi'ye gitti. Hristo'nun amacı Namo'nun bir yıl kadar önce Güney Kıbrıs'a yaptığı ziyareti iade etmek ve kendisini Hint-Pasifik boru hattı projesini Doğu Akdeniz boru hattına bağlamaya ikna etmekti. Aslında Namo'nun içinde İsrail'in bulunduğu bir projeye hayır demesi mümkün değildi; nitekim Namo da geçenlerde Kudüs'e gitmiş, daha sonra Hindistan'a gelen Miçotakis ile boru hattı projelerinin birleştirilmesi meselesini görüşmüştü. Bu arada, Birleşik Arap Emirlikleri lideri Muhammed bin Zayed'in ve bazı AB bürokratlarının da yılbaşında Delhi'de olduklarını, Hindistan'ın Amerika'dan sonra, İsrail'in ikinci en büyük askeri malzeme tedarikçisi haline geldiğini hatırlayalım. Hatırlanması gereken bir diğer nokta, Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin, Doğu Akdeniz'de ortak tatbikatları artırma kararı aldıklarıdır.
Bütün bu noktaları art arda sıraladığımız zaman, ortaya çıkan tablo Miço ve Hristo'nun aşırı yüreklenmiş olması olmalı ki, Atina'da Yunan meclisinde bir konuşma yapan Hristodulidis, Türkiye'nin 1974'ten bu yana Kıbrıs'ın kuzeyini işgal ettiği ve bölgede yaşayan Rum ve Yunanların evlerine dönmelerine engel olduğunu söyleme cesaretini kendisinde buldu. Türkiye'yi karalamaya çalışan Rum lider, BM ve AB'ye yardım çağrısında da bulundu; ancak yardımı daha çok İsrail ve Hindistan'dan beklediğini söylemek hiç de yanlış olmaz.
Ama bu beklentinin yakın bir zamanda gerçekleşmeyeceğini söylemek de aynı derecede doğrudur; çünkü ABD ile Hindistan arasındaki ikili gerginlik, özellikle ticaret anlaşmazlıkları, enerji politikası ve stratejik uyum konularında çekişme, Hindistan'ın İsrail ile ilişkisine olumsuz etkiler yapıyor. Parasını Siyonizm veya Hindu örgütlerinden almayan belli başlı yayın kurumları, bu gerginliğin azalması şöyle dursun, (ne kadar ABD'nin yarınlarını temsil ettiği şüpheli de olsa) dışişleri bakanı Marco Rubio'nun konuşmalarından adeta aleni kavgaya dönmek üzere iken, İsrail'in Trump'ı daha fazla kızdıracak adımlar atamayacağını ifade ediyorlar.

13