Siyonistlerin en büyük silahı, İsrail'in terörizmini, ırk ayrımcılığını, yayılmacılığını dile getirene, "Bu anti-semitizmdir" yaftasını yapıştırmaktır.
Samiler, Sami halkları veya Sami ırkı, Hz. Nuh'un oğlu Sam'ın soyundan geldiğine inanılan, etnik ve ırksal olarak birbirleri ile akraba olan Orta Doğu halklarıdır. Günümüze kadar yok olmadan gelebilmiş Sami halkları Araplar, İbraniler, Süryaniler ve Maltalılardır. Sevan Nişanyan'ın bireysel çalışması olan Nişanyan Sözlük, Fransızca semite (semitique) kelimesinin "Sami ırkına veya dillerine mensup" anlamına geldiğini, "Yahudi düşmanlığı" anlamında "antisemit" sözcüğünün 1879'da Alman gazeteci Wilhelm Marr'ın bir yazısında; Türkçe kaynaklarda ise ilk kez 1899'da Ali Reşad ve Babanzade İsmail Hakkı'nın kullandığını kaydediyor. (Sami Paşazade Sezai: "Avrupa'daki antisemitizm hastalığına benzer kin ve adavet hisleri bizde de türemesin." 1902)
Ama ne yazık ki, Siyonistlerin, 1850'lerden itibaren "Siyon'un merkezi" saydıkları, Musevilere vaat edilmiş olduğu iddiasıyla Kudüs ve çevresinde yeniden "İsrail Ülkesi"(Eretz İsrael) kurma çabasıyla, bütün Filistin'in tümüne içine alan bir göç ve bunun sonunda kanlı bir koloni (sömürge) işgal ve yerleşim dönemi başladı. Bildiğiniz hikâye: Siyonist örgütünün başkanı Theodor Herzl, 1896 ve 1898'de İstanbul'a gelerek Sultan II. Abdülhamit'ten bu bölgenin kendilerine "satılmasını" ister; padişah reddeder. Ama göç başlar. Siyonistler "Vaat Edilmiş Topraklar" üzerindeki Müslüman egemenliğini yok etmek için. İngiltere'yi, Osmanlı Devleti'ni yıkıp, parçalamaya ikna ederler.
1941-45 arasındaki Nazi Almanya'sının icra ettiği, fakat hemen bütün Avrupa'nın katıldığı Yahudi Soykırımı (Holokost) sonrası, bu kanlı suçun kefareti olarak, ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya, Filistin'in Araplar ve Yahudiler arasında pay edilmesini öngören Birleşmiş Milletler planını kabul ettiler. Ancak, şimdi ortaya çıkan belgeler ve olaylar gösterdi ki Filistin'in paylaşılması değil, tamamının Siyonistler tarafından işgali gizlice kabul edilmişti; bu, ortaya sadece İsrail denen oluşumu çıkartmakla kalmadı, çağımızın bir başka yüzkarasına, Filistin'deki etnik temizlik ve soykırımına yol açtı. Bu katliamın sonucu olarak Hamas'ın 7 Ekim 2023'te işgal altındaki Filistin topraklarına yaptığı saldırıya İsrail'in 61 bin 158 Filistinliyi öldürerek ve 150 binden fazlasını yaralayarak karşılık vermesi, ortaya 80 yıldır görülmeyen bir durum çıkarttı.
Artık batı toplumları, özellikle gençler, hatta medyanın büyük bir kısmı olup biteni, buna yöneltilen kınamaları "anti-semitizm" deyip geçmiyor. O kadar ki, ABD'deki İsrail aleyhtarı gösteriler, hemen bütün Siyonistlerin, onların kurduğu ve bugüne kadar etkisi sorgulanmadan kabul edilen, Amerikalı siyasetçilerin para ve destek alabilmek için kapısında kuyruğa girdikleri İsrail lobilerinin etkisini (en azından şimdilik) adeta yok etti. Artık İsrail'in, lobilerinin, derneklerinin bordroya aldığı Amerikalı ve Avrupalı liderler ve siyasetçiler, göstericileri ve onların açıklamalarına geniş yer veren medya kuruluşlarını "anti-semitik" diye yaftalayıp, geçemiyorlar. (2003'ten beri Güney Carolina'dan senatör olarak görev yapan Lindsey Graham, hariç! O hala iki gün Amerika'da ise beş gün İsrail'de siyonist borazanlığına devam ediyor.)

4