O çocuklar bizim sorumluluk da hepimizin!

Hakan Uç
Bugün
3

Sabah Gazetesi Günaydın ekinde yayımlanan "Çocukların Olduğu Alanda Bu Film Olmaz" başlıklı yazımın ardından hem Akmerkez yönetiminden hem de etkinliği düzenleyen DEKK'ten açıklama geldi. Öncelikle her iki kurumun da kamuoyunda oluşan hassasiyeti dikkate alarak açıklama yapmasını önemli buluyorum. Özellikle DEKK'in, yaşanan yanlış anlaşılma nedeniyle özür dilemesi ve etkinlik programlarını yeniden gözden geçireceklerini açıklaması, eleştirilerin karşılıksız kalmadığını gösteriyor. Ancak tartışmanın özü hiçbir zaman değişmemeli. Benim yazımın amacı ne Bohemian Rhapsody filmini hedef göstermek ne de sanata karşı çıkmaktı. Aksine, Queen'in efsanevi solisti Freddie Mercury'nin hayatını anlatan bu yapım, dünya çapında ödüller kazanmış önemli bir biyografi filmidir. Filmin sanatsal değeri tartışma konusu değildir. Asıl mesele, bu filmin nerede ve hangi ortamda gösterildiğidir.

ÖZÜR DİLEDİLER
AVM'lerin açık hava etkinlik alanı, yalnızca filmi izlemeye gelen yetişkinlerin bulunduğu kontrollü bir sinema salonu değildir. Yaz akşamlarında ailelerin vakit geçirdiği, 6-7-8 yaşındaki çocukların oyun oynadığı, insanların yürüyerek geçtiği ortak bir yaşam alanıdır. Böyle bir ortamda yaş sınırlamasını fiilen uygulamak mümkün değildir. Bir çocuğun ekrandaki görüntülerle karşılaşıp karşılaşmayacağını kimse kontrol edemez. AVM açıklamasında, etkinliğin kiracı işletme DEKK tarafından düzenlendiğini ve içeriklerin yönetimin ön onayından geçmediğini ifade etti. Bu açıklama organizasyonun kim tarafından yapıldığını ortaya koyuyor. Ancak ortak kullanım alanlarında gerçekleştirilen etkinliklerde, ev sahibi yönetimin de belirli ölçüde denetim ve koordinasyon sorumluluğu bulunduğu yönündeki tartışmayı tamamen ortadan kaldırmıyor.
Bence bu sürecin en önemli sonucu şu oldu: Akmerkez, ilgili işletmeyle görüşerek bundan sonraki etkinliklerde yaş gruplarına uygunluk konusunda daha fazla özen gösterilmesini istediğini açıkladı. DEKK ise ziyaretçilerden gelen geri bildirimleri dikkate alacaklarını, programlarını yeniden değerlendireceklerini ve oluşan rahatsızlık nedeniyle özür dilediklerini ifade etti. Bu açıklamalar gösteriyor ki dile getirilen eleştiriler tamamen haklıydı. Gazeteciliğin amacı polemik üretmek değildir. Kamu adına soru sormak, toplumdan gelen hassasiyetleri dile getirmek ve çözüm üretilmesine katkı sağlamaktır. Eğer bugün hem Akmerkez hem de DEKK bundan sonraki etkinliklerde içerik seçimlerini yeniden değerlendirme kararı alıyorsa, bu haber amacına ulaşmıştır. Çünkü mesele sansür değildir. Mesele; çocukların yoğun olarak bulunduğu ortak yaşam alanlarında, doğru içeriğin doğru yerde ve doğru hedef kitleye sunulmasıdır. Sanat özgürlüğü ile çocukların korunmasına yönelik hassasiyet birbirinin karşıtı değildir. Doğru planlama yapıldığında ikisi de aynı anda korunabilir. Ben de yapılan açıklamaları ve özellikle özür dilenmesini olumlu bir adım olarak görüyor, bundan sonraki uygulamaların da bu hassasiyeti yansıtmasını temenni ediyorum. Böyle olursa, bu tartışmanın gerçek kazananı çocuklar, aileler ve kültürsanat etkinlikleri olacaktır.