Doğurganlık hızını ekonomik kriz mi düşürdü

Türkiye İstatistik Kurumu'nun perşembe günü açıkladığı verilere göre ülkemizde toplam doğurganlık hızı (kısaca doğurgan kadınların canlı doğum ortalaması) 1,42 çocuğa düştü.

Nüfusun kendini yenileme seviyesi 2,10 çocuk olduğuna göre ürkütücü bir vaziyet.

Bu vaziyeti ekonomik krize bağlayabilir miyiz

Bağlayan bağlıyor.

Böylece demiş oluyor ki: Geçim sıkıntısının olduğu yerde doğurganlık hızı düşük olur.

Bu önerme doğruysa, toplam doğurganlık hızı Türkiye genelinde 1,42'de kalırken Suriyeli mültecilerde nasıl 5'i geçebildi

Suriyeli mültecilerin ekonomik durumu hepimizden daha mı iyi

Onların geçim sıkıntısı yok mu

'Su-i misal emsal olmaz! Biz onlar gibi yokluk içinde sorumsuzca çocuk yapmayız' derseniz, alın size Türkiye'nin kıyasıya yokluktan mustarip olduğu 1940-1945 yıllarındaki toplam doğurganlık hızı: 6,66!

İkinci Dünya Savaşı'nın yol açtığı korkunç ekonomik krizin memleketi kasıp kavurduğu ve ekmeğin karneyle dağıtıldığı o yıllarda bin nüfus başına 40 ilâ 45 canlı doğum düşerken, 2025 yılında sadece 10,4 canlı doğum düştü; 'Demek ki durumumuz 2. Dünya Savaşı zamanındakinden dört misli daha kötü' mü diyeceğiz şimdi

Türkiye'de zenginlerin fakirlerden daha az çocuk yapmasına ne diyeceğiz peki

Ekonomik kriz yüzünden çocuk yapmayanlar yahut az çocuk yapanlar, hatta hiç evlen(e)meyenler elbette var ama mesele bundan ibaret değil.

Türkiye'de doğurganlık hızı on yıllardır düşüyor.

Buna, tarlaların ve malın davarın hakkından gelecek kadar fazla çocuk sahibi olmayı gerektiren köyden kente göç furyası (veyahut makineleşme ve otomasyonun tarım ve hayvancılıkta insan gücüne duyulan ihtiyacı azaltması), modern dünyayla zihinsel ve davranışsal entegrasyon süreci, tevekkül erozyonu, yaygınlaşan kariyer saplantısı gibi birçok sebep gösterilebilir.