Rüyalarımdaki eşimi Güzin Abla köşesinde buldum

Daha çocuk sayılacak yaştaydım. 13, belki 14... O yaşlarda aklım oyunlarda olur sanırsınız ama benim aklım bir rüyada gördüğüm kıza takılı kalmıştı.

Hiçbir yerde görmediğim, bilmediğim bir yüzdü ama kalbime işlemişti. O kız, sanki geleceğimden bana selam vermiş gibiydi.
Aradan yıllar geçti. 17 yaşına geldiğimde yolum İstanbul'a düştü. İçimde hep bir isteğim vardı; bir kız arkadaşım olsun, hayatımı paylaşabileceğim biri olsun. Ama ne çare... Cesaretim yoktu, hep içime kapanıyordum.
O yıllarda gazetenin bir köşesi çok meşhurdu: Güzin Abla. İnsanlar dertlerini, aşklarını, hayallerini oraya yazardı. Ben de bir gün cesaretimi topladım ve yazdım.
Hiç beklemediğim bir şey oldu: Tam 80 kız bana mektup gönderdi. Hepsinin yazısını okudum, hepsinin dünyasına dokundum.
Ama içlerinden biri vardı ki, satırlarında farklı bir sıcaklık hissettim. O an anladım, aradığım, belki de rüyamda yıllar önce gördüğüm kişi oydu.
Mektuplar bizi İstanbul'dan Kırşehir'e götürdü. Aradan geçen yıllar boyunca kalemimizle ördüğümüz o bağ, bir dostluk olmaktan çıkıp gerçek bir sevdaya dönüştü.
Her satırında özlem, her cümlesinde umut taşıyan mektuplar... 5 uzun yıl, birbirimizin sesini kalemden, nefesini kâğıttan duyarak yaşadık. Ama kaderin önümüze koyduğu engeller vardı. Onun ailesi beni tanımıyordu. Benimse arkamda duracak kimsem yoktu.
Onun ailesi kesin bir şekilde karşı çıkıyordu. Ama biz birbirimiz için yaratıldığımızı biliyorduk. Sonunda karar verdik, kaçacaktık.
O geceyi hâlâ dün gibi hatırlıyorum. Kalbim yerinden fırlayacak gibi çarpıyordu. Ay ışığı Kırşehir'in sokaklarını aydınlatıyordu. O, sessizce evden çıkmış bana doğru geliyordu. Elini tuttuğumda gözlerinde korku değil, kararlılık gördüm. "Sen yanımdayken hazırım" dedi.
Ve biz kaçtık. Arkamıza bakmadan, geçmişin engellerini geride bırakıp geleceğe doğru yürüdük. Zorluklarla dolu günler yaşadık ama sevdamız güçlüydü. Bir çocuğumuz oldu. Artık yalnız değildik.
Çocuğumuzun doğumuyla buzlar yavaş yavaş eridi. Eşimin ailesi torun sevgisine dayanamadı ve zamanla barış sağlandı. Yıllar geçti. İstanbul'da bir hayat kurduk. Tam 36 senedir bu şehirdeyim. Her köşesinde bir hatıramız var.
Ve şimdi torunlarımın kahkahasıyla dolu bir evimiz var. Onların gözlerinde gençliğimizi, mücadelemizi görüyorum. Dönüp arkama baktığımda şunu anlıyorum: Her şey o ilk rüyayla başladı. Çocuk yaşta kalbime düşen bir hayal, beni İstanbul'un kalabalığına, mektupların sabırsız bekleyişine, Kırşehir'in gecelerine, kaçışın cesaretine ve sonunda kocaman bir aileye getirdi.