Kimi onu hiç görmedi. Kimi elini hiç sıkmadı. Ama ona yazılan mektuplar, evlerin en gizli çekmecelerinden çıkıp aynı adrese ulaştı...
Güzin Abla adıyla markalaşmış bir köşe yazarından, Güzin Sayar'dan söz ediyoruz...
1921'de Erenköy'deki görkemli bir köşkte doğdu. Varlıklı bir ailenin çocuğuydu. Daha üç yaşındayken babasını kaybetti. Ve bütün hayatı değişti. Annesi, küçük kızını alıp kendi ailesinin yanına döndü.
Onlara yük olmamak için çalışmaya başladı. Fransızca ve Almanca bilen, güçlü, eğitimli bir kadın olarak Yeni İstanbul Gazetesi'nde muhasebe müdürlüğü yaptı.
Güzin de Fransız lisesinde okudu, özel derslerle büyüdü, kitapların arasında çocukluğunu kurdu. Annesinin yanında yaşarken ondan çok şey öğrenmişti.
Genç yaşta evlendi. Sonra kızı Feyza dünyaya geldi. Her şey güzeldi ama, kızı henüz 3 yaşındayken eşi başka bir kadına âşık oldu.
Evlilik bu şekilde bitti. Hayat ona daha sonra ikinci kez umut verdi. Bu kez bir mimarla evlendi. Feyza'nın da çok sevdiği bu yeni eş, yeni bir bahar gibiydi.
Ama bu baharın da ömrü kısa oldu. Aynı ihanet yeniden geldi. Henüz 35 yaşında ikinci kez boşandı. Ve kararını verdi.
Bir daha evlenmeyecekti.
Gazeteciliğe başladı. Yazdığı "Sorun Söyleyelim" köşesiyle milyonların dert ortağı oldu. Ardından "Derim ki" dedi... SonralarıGünaydın Gazetesi'nde yazılar ve çeviriler hazırlarken, "Saklambaç"ta "Güzin Abla" doğdu. Ama o köşe, bir köşe yazısından çok daha fazlasıydı...
Gazete binasının önünde mektup bırakabilmek için kuyruklar oluştu. Aşkını anlatan da vardı, aldatılan da... Evliliğini kurtarmaya çalışan da, ilk kez âşık olduğunu söyleyen de... Kimi satırlarına gözyaşı bulaştırdı, kimi utancını zarfa koydu.
Yalnızca cevap vermedi. Öğretti, aile olmayı, birbirini dinlemeyi, sevginin dilini, evliliğin emek istediğini anlattı. Cinselliğin konuşulmaktan korkulmaması gereken bir konu olduğunu anlattı.
Yıllar ilerlediğinde sağlık sorunları kalemini yavaşlattı. Bu kez sessizce kızı Feyza Algan devraldı o kalemi. O da bir gazeteciydi.
Anne mesleğini sürdürüyordu. Okurlar uzun süre bunu fark etmedi bile. Çünkü aslında devam eden şey yalnızca bir köşe değildi, anneden kıza geçen bir güven duygusuydu. "Güzin Abla", artık bir isimden çok bir mirastı... 17 Temmuz 2006'da 85 yaşında aramızdan ayrıldı. Ardında, insanların en mahrem sırlarını korkmadan emanet edebildiği yarım asırlık bir köşe bıraktı...

10