Köpeğini barınağa terk eden kişiye söylemek istediklerim

Bana çok dokunan yazıyı, özellikle yıllardır birlikte yaşadığı köpeğini son zamanlarda kolaylıkla terk edebilen kişilere seslenmek için buraya aktarıyorum. O size evlat gibi olan hayvanınızı, neler hissettiğini düşünmeden terk edebiliyorsanız, vicdanınızın sesini dinleyin demek istiyorum.

Bugün senin köpeğini eve getirdim. Evet, senin köpeğini. Bir gün barınağa götürdüğün, tasmasını bir görevlinin eline verip arkanı bile dönmeden oradan ayrıldığın o köpeği... Onu oraya terk eden kişiye sadece birkaç söz söylemek istiyorum.
Bunu neden yaptığını bilmiyorum. Belki kendince sebeplerin vardı, belki hayatındaki koşullar değişmişti. Seni bunun için yargılamayacağım. Ama sana anlatmam gereken bir şey var. Barınaktaki görevli kafesinin kapısını açtığında, bana doğru koşmadı. Olduğu yerde, kafesin en arkasında öylece durdu.
Diğer köpekler havlıyor, kafeslere atlıyor, ziyaretçilere doğru burunlarını uzatıyordu. O ise sadece izliyordu.
Görevli kadın bana, 'İyi huyludur' dedi. 'Sadece uzun zamandır birinin onu beklediğine dair umudunu kaybetmiş.'
Nedenini tam olarak bilmiyorum ama işte o anda onun benimle eve gelecek köpek olduğunu anladım. Barınaktan çıktığımızda arabamın yanında birkaç dakika öylece durdu, arabaya binmek istemedi.
Kapıyı açıp sadece beklemem gerekti. Sonunda sakince arabaya bindi. Yol boyunca arka koltukta oturdu ve camdan dışarı baktı.
Eve vardığımızda ise hâlâ düşündüğüm bir şey oldu. Tasmasını çıkardım, önüne bir kap su koydum ve o sabah aldığım yeni, yumuşacık yatağını gösterdim.
Odayı dolaştı. Kanepeyi kokladı. Mutfağa baktı. Sonra tekrar giriş kapısının yanına gidip oraya uzandı. Yeni ve rahat yatağına değil... Benim yanıma değil... Kapının yanına. Sanki kapının her an açılacağına ve yine başka bir yere gitmek zorunda kalacağına inanıyordu.
Yanına, yere oturdum. Onu okşamadım. Sadece orada oturdum. Birkaç dakika sonra başını kaldırıp bana baktı. Ve ona, elbette kelimelerle anlayamayacağı bir şey söyledim: 'Artık bitti. Seni almaya gelip başka bir yere götürecek hiç kimse olmayacak.'
Saatler geçti. Şimdi bu satırları yazarken o ilk kez uyuyor. Ve artık kapının yanında uyumuyor. Ayaklarımın dibinde yatıyor. Ve şimdi sana, onun eski sahibine, şunu söylemek istiyorum: Seni unutmadı.
Barınaktaki görevli bana, ilk zamanlarda giriş kapısı her açıldığında yerinden fırladığını anlattı. Gelen insanlara dikkatle bakıyor, geçen kişileri gözleriyle takip ediyor, ayak seslerini büyük bir dikkatle dinliyormuş.