Yazarın iddiası, eşiyle yaşadığı sorunlar sırasında başka bir erkek evine gitmesinin ihanet sayılması gerektiğidir ve bu nedenle kendini affedememektedir. Bu iddayı öne sürüyor çünkü çocuk sahibi olmasından ve aile yüzü kaybetmekten korkuyor. Yazı, yanlış bir evlilik kararının ardından aile baskısı ve sosyal beklentiler altında kalan genç kadının yalnızlığını gösterirken, gerçek sorunun fiziksel bir yakınlık değil de evlilik içindeki temel güven ve iletişim eksikliği olduğunu göstermez mi?
Eşimle kavga ettikten sonra beni sevdiğini bildiğim bir gencin evine gittim. Beni orada kalmaya zorladı. "Daha boşanmadan ihanet etmiş olurum" dedim. Belki "Aldatmaya niyet etmişsin" diyeceksiniz ama o an sadece oradan kurtulmak için söyledim. Yaptığım şey ihanet mi
Eşimle kaçarak evlendik. Hatta sosyal medyada bir hafta konuştuktan sonra birlikte kaçtık. O zaman mantıklı düşündüğüm bir süreçte değildim. Babamın bir sözünden etkilendim: "Bu evde öyle kafana buyruk yaşamak yok. Evlenip çıkıp gittikten sonra ne yaparsan yap, karışmam" demişti. Eşimin bana karışmayacağını düşündüm.
Nikâhımız ve düğünümüz olana kadar geçen 40 gün boyunca kendimi özgür bir insan gibi hissettim. Ancak evlendikten sonra her şey değişti. Normalde giydiğim şeyler sorun oldu. Ailemin bize gelmesi ya da benim onlara gitmem bile problem hâline geldi.
Kendi ailesi her hafta bize gelirdi. Ben ailesini severdim. Ailem de onu çok severdi ama eşimin arkamdan konuşup ailemin yüzüne gülmesi beni sinirlendiriyordu.
Zaman geçtikçe birbirine hakaret eden, küfreden iki insana dönüştük. Ben hatalarımı kabul eden biriydim ama o hiçbir zaman hatasını kabul etmezdi.
Ben soğumaya başladım... Giyinmekten, süslenmekten çekinir oldum. 19 yaşında evlendim, eşim 28 yaşındaydı. Eşimin yalanlarını yakaladım, kumar oynamıştı.
Ben onun için tüm çevremi, arkadaşlarımı silmişken o bunu yapmaya cesaret edemedi. Evlendiğimizde bana uyuşturucuyu bıraktığını söylemişti ama meğer gizlice devam etmiş.
Ben de zamanla saldırganlaşmaya başladım. En son işe girmek istedim, göndermek istemedi. Bunun üzerine eşimin işyerine girdim. Meğer eski sevgilisi de orada çalışıyormuş ve eşime hesap sormuş.
Güzin Hanım, o dönem alkol kullanan biriydim. Eşim bana bunu itiraf ettiğinde ikimiz de alkollüydük. Ben kadına soracağımı söylediğimde, bana namusum üzerinden küfretmeye başladı. Ben de öfkeyle oradan ayrıldım. Arkadaş olarak gördüğüm ama beni sevdiğini bildiğim bir genci aradım.
O geldi ve beni arabasıyla aldı. Yolda bana "Ne yapacaksın" diye sordu. Ben de "Yoruldum, galiba boşanacağım" dedim. O da "Boşan, biz evleniriz" dedi. Ben bunu umursamadım.
Meğer kendi evinin önüne gelmişiz. "Bari içeri gireyim, lavaboya da girmiş olurum" diye düşündüm. Sonra beni zorladı. Ben de yanağından öptüm ve kalkmak istedim.
Kalmam için ısrar etti. Ben de "Boşandıktan sonra" dedim. "Daha boşanmadan ihanet etmiş olurum" dedim. Belki "Aldatmaya niyet etmişsin" diyeceksiniz ama o an sadece oradan kurtulmak için söyledim. Yaptığım şey sadakatsizlik mi, aldatmak mı, ihanet mi

4