Çin'i gözden kaçırmak

İran'a yönelik ABD-İsrail saldırıları, yükselen petrol fiyatları, Hürmüz Boğazı tartışmaları... Trump yine bölgenin savaş kumlarına gömülmüş durumda...

Ama bu gürültünün arasında sessizce güçlenen başka bir aktör var... O da in.

Aslında bu durum Batı basınında da açıkça dile getirilmeye başladı. Washington Post'ta yayımlanan bir analiz, İran savaşının iki büyük kazananı olabileceğini söylüyor.

Rusya ve in. ünkü ABD'nin dikkatinin ve kaynaklarının yeniden Ortadoğu'ya yönelmesi, Pekin'in küresel rekabette elini rahatlatıyor.

Hatırlayalım. ABD, 2000'li yılların başında Afganistan ve Irak savaşlarıyla meşgulken ekonomistler "China Shock" adını verdikleri bir süreçten söz etmişti. in'den gelen ucuz ithalat dalgası ABD'de yaklaşık 2 milyon imalat sanayi işinin kaybına yol açmıştı.

Bugün bazı ekonomistler ikinci bir "in şoku"nun kapıda olduğunu söylüyor.

Üstelik bu kez mesele yalnızca ucuz üretim değil. Teknoloji, enerji dönüşümü ve askeri kapasite alanlarında da in'in yükselişi çok daha belirgin.

★★★

Veriler oldukça çarpıcı.

Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü'nün araştırmasına göre in, 74 kritik ileri teknolojinin 66'sında ABD'nin önüne geçmiş durumda. Yapay zekâ, kuantum hesaplama, süper iletkenler ve optik iletişim gibi geleceğin sektörleri bu listede.

Üretim tarafındaki tablo daha da dramatik.

in bugün dünyadaki;

Elektrikli araçların yaklaşık yüzde 70'ini,

Akıllı telefonların yüzde 80'ini,

Lityum-iyon bataryaların yüzde 80'ini,

Ve drone üretiminin yaklaşık yüzde 90'ını gerçekleştiriyor.

Elektrikli otomobil dönüşümünde de tablo aynı. Geçen yıl in'de satılan araçların yaklaşık yarısı elektrikli veya hibrit oldu. ABD'de ise bu oran yüzde 22 civarında.

Kısacası dünya yeni bir sanayi devrimine girerken üretim zincirinin merkezinde in var.

★★★

Askeri alanda da benzer bir tablo oluşuyor.

Pentagon raporlarına göre in, dünyanın en büyük donanmasına sahip durumda ve balistik füze ile nükleer kapasitesini hızla büyütüyor. Pekin yönetimi ayrıca 2027 yılına kadar Tayvan konusunda "savaş kazanabilecek kapasiteye ulaşma" hedefini açıkça dile getiriyor.

Başka bir deyişle ABD, Ortadoğu'da yeni bir savaşa kaynak ayırırken, in sistematik biçimde geleceğin teknolojilerine ve askeri gücüne yatırım yapıyor.

★★★

Bu noktada New York Times'ta Thomas Friedman'ın yazısı önemli bir uyarı içeriyor. Friedman, İran savaşının ortasında Washington'da net bir strateji eksikliği olduğunu yazıyor.

Trump İran'da savaşın ertesi günü hakkında konuşurken sürekli yön değiştiriyor. Bir gün rejim değişikliğinden söz ediyor, ertesi gün bunun gerekli olmadığını söylüyor. Bir gün İran'ın geleceğiyle ilgilenmediğini söylüyor, ertesi gün ülkenin yeni liderinin seçilmesinde söz sahibi olacağını iddia ediyor. Bir gün müzakereye açık olduğunu söylüyor, ertesi gün "kayıtsız şartsız teslimiyet" talep ediyor.

Friedman Trump yönetiminin bu yaklaşımını şu sözlerle eleştiriyor:

"ABD ve İsrail bombalar, varlıkları yok eder. Sonra (boşlukları siz doldurun) İranlılar