Yazı, Hürmüz Boğazı krizinin sadece bir bölgesel sorun olmadığını, bunun yerine küresel ekonomi için bir felakete dönüştüğünü savunuyor. 425 petrol tankerinin günlük 100-300 bin dolar arası maliyetle beklediği ve gemilerin AIS sistemlerini kapatıp kaçak yollarla hareket ettiği bir ortam, denizde petrol kadar bilginin de kaçak hale geldiğini gösteriyor—ancak bu sistemik çöküş, gerçekten de ekonomik bir krizin başlangıcı mı, yoksa geçici bir uyum döneminin parçası mı?
Cehennem sıcağı bir hava, banyo suyu gibi bir deniz... Motorlar çalışıyor ama gemi ilerlemiyor. Radar açık, AIS (Otomatik Tanımlama Sistemi) kapalı. Mürettebat bekliyor. Ve her geçen dakika para yakıyor.
Hürmüz Boğazı bugün küresel ekonominin en pahalı "bekleme salonu."
Bugün itibarıyla Hürmüz Boğazı fiilen kilitlenmiş durumda. Normalde günde 100-130 gemi geçerken, bu sayı birkaç düzineye kadar düştü. İran'ın gemi başına 2 milyon dolar (yuan olarak) "geçiş ücreti" aldığı bir düzen oluşmuştu. Bu da günlük 200 milyon doların üzerinde potansiyel gelir demekti.
Ama asıl büyük hikâye boğazın dışında başlıyor.
ünkü şu an bölgede, 425'ten fazla petrol tankeri, 15 LNG gemisi bekliyor.
Ve bu gemiler sadece beklemiyor... Para da yakıyor.
★★★
Bir süper tanker düşünün... VLCC (Very Large Crude Carrier). Tek seferde yaklaşık 2 milyon varil petrol taşıyor.
Bugünkü fiyatlarla kabaca 200 milyon dolarlık bir değer. Bu petrol satılamıyor, piyasaya giremiyor, rafineriye ulaşamıyor. Yani sadece gemi değil, para da denizin ortasında bekliyor.
Şimdi bu resmi Türkiye üzerinden okuyalım.
Türkiye'nin günlük petrol tüketimi yaklaşık 1.1 milyon varil seviyesinde.
Yani tek bir süper tanker...
Türkiye'nin neredeyse iki günlük petrol ihtiyacını tek başına taşıyor.
Başka bir ifadeyle, Hürmüz açıklarında bekleyen her bir tanker, aslında bir ülkenin enerjisini sırtında taşıyor. Ve o enerji şu an kullanılmıyor.
★★★
Bir süper tanker 300 metreyi aşan boyuyla küçük bir şehir gibi. İçinde 20-25 kişilik mürettebat, mutfak, su tüketimi, elektrik jeneratörleri...
Günlük su tüketiminden başlayalım. Bir gemide kişi başı su kullanımı 100-150 litre. Yani 25 kişilik bir mürettebat için günde 3 bin litre su.
Modern tankerler deniz suyunu arıtıp içilebilir hale getiren sistemlere sahip. Yani teoride su "bitmez." Fakat bunun bir bedeli var. Enerji...... Yani dizel... Yani maliyet. Su var ama bedava değil.
Gıda tarafı daha kırılgan. Büyük tankerler genelde 30-45 günlük erzakla yola çıkar. ünkü rotalar bellidir, limanlar bellidir. Ancak kriz uzadığında o plan çöker. Bu yüzden gemiler "rationing" dediğimiz sisteme geçer. Yani porsiyon küçülür, tüketim kontrol altına alınır.
★★★
Bekleyen bir ağır yük gemisinde personel maaşları 8-15 bin dolar...
Beklerken günlük yakıt tüketimi 50 ile 100 ton fuel oil, o da 10-30 bin dolar.
Ama riskli bölgede bu rakamlar hızla katlanıyor. Normal şartlarda gemi değerinin binde 2'si (% 0.25) civarında olan sigorta primi, bugün Körfez'de yüzde 5-10 bandına çıkmış durumda. Neden
ünkü 25 gemi vuruldu da ondan... Üstelik daha Boğaz mayınlardan da temizlenmedi.
Yani 100 milyon dolarlık bir gemi, tek bir geçiş için 5-10 milyon dolarlık risk fiyatıyla karşı karşıya.

5