"Ben zaten kilo veremem."
"Bir dilim yedim, bugün tamamen bozuldu."
"Bedenimle hiç barışamayacağım."
"Ben iradesizim."
Bunlar yalnızca zihnimizden gelip geçen cümleler mi, yoksa bedenimiz üzerinde de bir karşılığı var mıZihin ve beden arasındaki ilişki uzun yıllar boyunca birbirinden ayrı iki alanmış gibi ele alındı. Oysa bugün biliyoruz ki düşündüklerimiz, hissettiklerimiz ve bedenimizde gerçekleşen fizyolojik süreçler birbirinden tamamen bağımsız değil.
Elbette bu, "iyi düşünürsen iyileşirsin" ya da "hastalıklar olumsuz düşüncelerden kaynaklanır" demek değil. Sağlık; genetikten çevresel koşullara, beslenmeden uykuya, ekonomik ve sosyal koşullardan hastalıklara kadar çok sayıda faktörün etkisi altında. Ancak zihinsel süreçlerimiz de bu büyük tablonun bir parçası. Bir bütün. Bazen sadece bir kısmını görebiliyoruz.
BEDENİMİZ DÜŞÜNCELERİMİZİ DİNLİYOR MUBir düşünün: Önemli bir toplantıya girmeden hemen önce henüz ortada gerçek bir tehlike yokken kalbiniz hızlanabilir, elleriniz terleyebilir, mideniz sıkışabilir. ünkü beynimizin bir durumu nasıl yorumladığı, bedenimizin o duruma nasıl yanıt vereceğini etkileyebilir.
Özellikle sürekli tehdit, kaygı ve baskı hissiyle yaşamak stres yanıtının daha sık devreye girmesine neden olabilir. Stres hormonları kısa vadede son derece işlevseldir; bizi harekete hazırlarlar. Ancak stres kronikleştiğinde uyku kalitesinden iştaha, yeme davranışlarından sindirim sistemine kadar sağlığın pek çok alanını dolaylı veya doğrudan etkileyebilir. Yani zihnimizde yaşananlar yalnızca "zihnimizde" kalmaz.
KENDİMİZLE NASIL KONUŞTUĞUMUZ DA ÖNEMLİBeslenme söz konusu olduğunda bunun çok tanıdık örneklerini görüyoruz.
"Tatlı yedim, diyeti bozdum."
Bu düşüncenin ardından bazen şu cümle gelir: "Madem bozuldu, bugün istediğimi yiyebilirim." Bir yiyecek tercihi, zihnimizde bir anda başarısızlık hikâyesine dönüşebilir.
Oysa aynı duruma, "Canım tatlı istedi ve yedim. Bir sonraki öğünümde normal düzenime devam edebilirim" diye yaklaşmak bambaşka bir davranışın kapısını açar.
Bu nedenle sağlıklı beslenme yalnızca tabağımıza ne koyduğumuzla ilgili değildir. Yiyeceklerle ve kendi bedenimizle kurduğumuz ilişki de bu sürecin önemli bir parçasıdır.
BEDENİMİZE SÖYLEDİĞİMİZ SÖZLERHer sabah aynaya bakıp bedeninde yalnızca "düzeltilmesi gereken" yerleri gören biriyle, bedenini olduğu haliyle kabul ederken sağlığı için ona iyi bakmaya çalışan birinin günlük seçimleri aynı olmayabilir.ünkü düşünceler davranışlarımızı şekillendirir.
"Nasıl olsa yapamıyorum" düşüncesi hareket etmekten vazgeçirmeye başlayabilir.
"Ben iradesizim" düşüncesi her beslenme sapmasını kişisel bir kusur gibi hissettirebilir.
"Bir kez bozdum, artık fark etmez" düşüncesi küçük bir tercihi bütün güne, hatta bütün haftaya yayabilir.

12