Bağırsaklarımız gerçekten ikinci beynimiz mi

Son yıllarda nereye baksak aynı cümleyi görüyoruz:

"Bağırsak ikinci beyindir."

Peki gerçekten öyle mi

Açık konuşayım... Bu cümle biraz doğru, biraz da yanlış.

ünkü bağırsaklarımız düşünmüyor, matematik problemi çözmüyor ya da karar vermiyor. Ama vücudumuz üzerinde düşündüğümüzden çok daha büyük bir etkiye sahip olduğu da bir gerçek.

Eskiden bağırsakların tek görevinin yediğimiz besinleri sindirmek olduğu düşünülürdü. Bugün ise biliyoruz ki bağırsaklarımız yaklaşık 100 trilyon mikroorganizmaya ev sahipliği yapıyor. Bakteriler, mantarlar ve diğer mikroorganizmalarla birlikte adeta yaşayan bir ekosistem oluşturuyor.

İşte buna "bağırsak mikrobiyotası" diyoruz.

İşin ilginç tarafı ise bu bakteriler sadece sindirime yardım etmiyor.

Bağışıklık sistemimizin gelişmesinden vitamin üretimine, iltihaplanmanın kontrolünden bazı hormonların üretimine kadar birçok süreçte görev alıyorlar.

Hatta beynimizle bile sürekli iletişim halindeler.Bilim insanları buna "bağırsak-beyin ekseni" adını veriyor.Yani beyniniz bağırsaklarınızla konuşuyor, bağırsaklarınız da beyninize mesaj gönderiyor.

İşte bu yüzden stresli olduğumuzda karnımıza ağrılar girebiliyor.Ya da önemli bir sınav öncesi tuvalete gitme ihtiyacı hissediyoruz.Bu tamamen hayal ürünü değil.Sinir sistemi, hormonlar ve bağışıklık sistemi üzerinden gerçekleşen gerçek bir iletişim ağı var.Peki o zaman mutlu olmanın sırrı bağırsaklarda mı

Aslında burada da çok dikkatli olmak gerekiyor.Sık sık "serotoninin yüzde 90'ı bağırsakta üretiliyor" cümlesini duyuyoruz.

Doğru.Ancak bu, bağırsakta üretilen serotoninin doğrudan beynimize gidip bizi mutlu ettiği anlamına gelmiyor.ünkü serotonin kan-beyin bariyerini geçemiyor.Bağırsakta üretilen serotonin daha çok bağırsak hareketlerini ve sindirim sistemini düzenliyor.Yani "yoğurt ye, depresyonun geçsin" demek bilimsel olarak doğru değil.Ama sağlıklı bir mikrobiyotanın ruh hali üzerinde dolaylı etkileri olabileceğini gösteren çalışmalar giderek artıyor.

Özellikle son yıllarda yapılan araştırmalar; liften zengin beslenmenin, fermente besinlerin ve bitkisel çeşitliliğin bağırsak bakterilerinin zenginliğini artırabileceğini gösteriyor.Burada dikkat edilmesi gereken kelime "çeşitlilik."

Her gün aynı üç sebzeyi yemek yerine hafta boyunca mümkün olduğunca farklı renklerde ve farklı türlerde bitkisel besinler tüketmek mikrobiyota açısından çok daha değerli görünüyor.

Peki probiyotik kapsüller İşte en çok soru gelen konulardan biri bu. Ne yazık ki tek bir probiyotik herkes için mucize değil. Her bakterinin farklı bir görevi var.Bir suş antibiyotik sonrası ishalde etkiliyken, başka bir suş irritabl bağırsak sendromunda işe yarayabiliyor.