'Yeni dünya düzeni'

Münih Güvenlik Konferansı, 'yeni dünya gerçeklerinin' itirafıyla başladı. Almanya Başbakanı Merz, AB'nin değerlerini ve dünyadaki yerini pekiştirmek amacıyla; Kanada, İngiltere, Türkiye ve Japonya gibi ülkelerle stratejik ortaklık ve iş birliği anlaşmaları imzalayacaklarını duyurdu

Avrupa güvenlik mimarisinin geleceğine ilişkin kritik mesajlar verilmesi beklenen 62. Münih Güvenlik Konferansı, dün, uluslararası düzenin "yıkım sürecinde" olduğu tartışmalarının gölgesinde başladı. Bu yılki konferans, transatlantik ittifakların sorgulandığı, Avrupa'nın savunma ve güvenlik mimarisini yeniden tanımlamaya çalıştığı ve Ukrayna başta olmak üzere bölgesel krizlerin sürdüğü dönemde yapılıyor. Dördüncü yılına giren Rusya-Ukrayna Savaşı, uluslararası düzenin dönüşümü, transatlantik ilişkilerdeki kriz, Orta Doğu'daki gerilim ve Avrupa'nın savunma ile güvenlik mimarisi, bu yılki konferansın ana gündem maddeleri arasında.

Avrupa kabul etti

Dün Avrupa, ABD'nin 'yeni dünya düzenine' ilişkin adımlarına karşılık verdi. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, geleneklerin aksine konferansın ikinci gününde değil, açılış konuşmasında söz alarak Avrupa'nın 'eski dünya düzeninin' sona erdiğini kabul ettiğini açıkladı. Merz, Avrupa'nın uzun süre bir 'tatil havasında' yaşadığını itiraf ederek, yeni dünya gerçeklerinin Avrupa'nın daha fazla sorumluluk almasını zorunlu kıldığına dikkat çekti. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in geçtiğimiz yıl düzenlenen konferansta Avrupa'ya yönelik sert eleştirilerini bir "uyanış zili" olarak nitelendiren Merz; bu çerçevede Avrupa kıtasının güvenliği, refahı ve geleceğinin yalnızca transatlantik ilişkilerle sınırlı kalmayacağını belirtti. Nitekim ABD'nin dünyadaki askeri üstünlüğüne Çin'in son vermek üzere olduğunu hatırlatan Merz, Washington yönetiminin artık tek başına küresel meselelere müdahale edemeyeceğini ve söz sahibi olamayacağını kabul ettiğini vurguladı.

Kanada, İngiltere, Türkiye...

Bu kapsamda, AB'nin değerlerini ve dünyadaki yerini pekiştirmek amacıyla; Kanada, İngiltere, Türkiye ve Japonya gibi ülkelerle stratejik ortaklık ve iş birliği anlaşmaları imzalamak üzere kolları sıvayacaklarını ifade eden Merz; Avrupa'nın saldırgan devasa güçler karşısında bölgesel güçlerle iş birliğini güçlendirerek hem rekabet gücünü hem de savunma ve güvenlik alanındaki imkan ve kabiliyetlerini artıracağını açıkladı.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas da katıldığı ikinci oturumda Merz'in sözlerine destek verdi. Kallas, Avrupalı müttefiklerin NATO nezdindeki konumlarını güçlendirmeleri gerektiğini belirtirken, ABD'nin Avrupa kıtasının konvansiyonel güvenliğinden kademeli olarak çekilme kararını hatırlattı. Aynı oturuma katılan ABD'nin BM Daimi Temsilcisi ve bir dönem Donald Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanlığını üstlenen Büyükelçi Michael Waltz, ABD'nin küresel liderliğinin dünyada olumlu bir yankı uyandırdığını ve ülkelerin daha fazla sorumluluk almaya başladığını dile getirdi. Konuşması esnasında yanındaki mavi 'MAGA' kasketiyle dikkat çeken Waltz; BM nezdinde ABD'nin gerek mali gerekse insan kaynakları konusunda hedeflediği kesintiler sayesinde, kurumun temel görevine ve yeni dünya gerçeklerine uyum sağlamış olacağını savundu.