Türkiye artık Made in Europe

Avrupa Komisyonu Türkiye'yi 'Made in Europe'a dahil etti. Komisyon, bu kararıyla Türkiye'nin AB'nin stratejik değer zincirinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul etmiş ve kendi 'stratejik özerkliğini' de güvence altına almış oldu

Dünya ekonomisinin, pandemi döneminden bu yana 'verimlilik' odaklı küreselleşmeden, 'güvenlik' odaklı bölgeselleşmeye doğru evrildiği bir süreçte Avrupa Birliği (AB), dışa bağımlılığını azaltmak ve kendi kendine yetebilen bir güç merkezi olmak için 'Stratejik Özerklik' kavramını merkeze aldı. Brüksel koridorlarında yankılanan en önemli karar, bu özerkliğin sadece AB sınırları içinde kalamayacağı gerçeği oldu: Nitekim AB, Made in Europe (Avrupa Malı) ile stratejik tedarik zinciri ekosistemini pekiştirirken, Türkiye gibi AB'ye aday, Gümrük Birliği anlaşması olan veya Avrupa Ekonomik alanına dahil olan ülkeleri de dahil etme kararı aldı. Avrupa Komisyonu bu kararıyla Türkiye'nin AB'nin stratejik değer zincirinin ayrılmaz bir parçası olarak da kabul etmiş oldu.

Önemli bir fırsat

Bu karar Türkiye için de sadece bir ekonomik kazanç değil; aynı zamanda hukuksal standartların, dijital dönüşümün ve sürdürülebilirlik ilkelerinin Avrupa ile tam entegrasyonu açısından önemli bir fırsat oluşturuyor. Avrupa Komisyonu'nun bu tarihi kararı, Türkiye-AB ilişkilerini siyasi tıkanmışlıklardan kurtarıp, rasyonel ve karşılıklı çıkara dayalı yeni bir zemine oturtması açısından da önemli bir fırsat oluşturuyor. 'Made in Europe' çatısı altında birleşen üretim güçleri, Avrupa kıtasının ekonomik egemenliğini korurken, Türkiye'yi de küresel değer zincirinin üst basamaklarına taşıyacak.

'Nearshoring' stratejisi

Avrupa Komisyonu'nun bu kararı, sadece diplomatik bir jest değil, tamamen matematiksel ve lojistik bir ihtiyaçtan da kaynaklanıyor. Çin ile yaşanan ticaret savaşları ve Kızıldeniz'deki lojistik istikrarsızlıklar, 'uzak kıyı' (offshoring) üretim modelini çökertti. AB, üretimi daha yakın coğrafyalara çekme (nearshoring) stratejisinde, Türkiye'yi mevcut Gümrük Birliği altyapısı ve devasa üretim kapasitesiyle "kritik güvenli liman" olarak tanımlamış oldu. Almanya Başbakan'ı Friederich Merz ile İtalya Başbakan'ı Giorgia Meloni'nin önderliğinde ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın AB yetkililerine yazdığı mektup ve ikili girişimleri sayesinde elde edilen bu kazanım sayesinde Türkiye otomotivden tekstile,yeşil enerji teknolojilerine kadar pek çok alanda Avrupa'nın 'ana atölyesi' rolünü üstlenmeye başlayacaktır. İstisnalar yok değil. Zira AB, kamu alımları başta olmak üzere, bazı alanlarda mütekabiliyete de önem verecektir. Gerek stratejik sektörlerde, gerekse kamu ihalelerinde karşılıklık ilkesi çerçevesinde 'Made in Europe'un kapsamı genişletilecek.