Aslında bu pazar, yazın yaklaşmasıyla birlikte İbiza (Isla Blanca) eğlencelerinden ve Belçika'nın Ankara Büyükelçisi Hendrik Van de Velde'nin bizlere nasıl başarılı bir şekilde "haber atlattığından" bahsetmek istiyordum. Ancak dış politika gündemi o kadar yoğun ki, bu keyifli konuları haftaya bırakmak zorunda kaldım.
ABD'nin küresel satrancı
ABD Başkanı Donald Trump'ın Almanya'daki askerlerini kısmen çekme kararı ve muhtemelen İtalya ve İspanya'dan da çekeceğini söylemesi gündeme 'bomba' gibi düştü. Sadık okurlar hatırlayacaktır; Trump Aralık 2025'te Ulusal Güvenlik Stratejisi'ni (NSS), Ocak 2026'da ise Ulusal Savunma Stratejisi'ni (NDS) yayınlamıştı. Şimdi gözler, bu hedefleri somut askeri adımlara dönüştüren Küresel Duruş Değerlendirmesi (GPR) belgesinde.
Temmuz 2026'da gerçekleşecek NATO'nun Ankara Zirvesi öncesinde yayınlanması beklenen bu belge, ABD'nin dünyadaki askeri varlığını yeniden tanımlıyor. Trump'ın Avrupa'daki müttefiklerinden asker çekme kararı, her ne kadar bu ülkelerin İran geriliminde ABD'ye yeterli destek vermemesiyle ilişkilendirilse de, asıl neden stratejik bir eksen kaymasıdır. ABD, odağını Çin ve Asya-Pasifik bölgesine kaydırıyor.
Avrupa'da sadece nükleer caydırıcılık ve istihbarat odaklı asgari bir güç bırakmayı planlayan Washington, projeksiyon yeteneğini Doğu'ya taşıyor. Romanya'daki Mihail Kogalniceanu Hava Üssü'ne yapılan 2,7 milyar dolarlık dev yatırım, Ramstein'ın iki katı büyüklüğünde bir merkez inşa edildiğini gösteriyor. Dolayısıyla bu çekilme kararı anlık bir öfkeden ziyade, planlı bir askeri güncellemenin sonucudur.
Macron'un çıkmazı
Fransa ile Türkiye arasındaki ilişkiler, Macron'un Delphi Forumu'ndaki "müphemlik" içeren açıklamalarıyla gerilse de, son dönemde diplomatik çabalarla bir yumuşama sürecine girildi. Özellikle Türkiye'nin Paris Büyükelçisi Yunus Demirer'in süreçteki rolü kritik. Macron'un Türkiye danışmanlarından Fransa'nın eski İstanbul başkonsolosu Bertrand Buchwalter de mutlaka bir katkıda bulunnmuştur.
Gerilimin ana kaynağı, Macron'un Yunanistan'da Ege'deki tehditlere dair net bir "barışçıl diyalog" mesajı vermek yerine, ucu açık ifadeler kullanmasıydı. Fransız haftalık l'Express dergisinin duayen savunma yazarı Jean-Dominique Merchet ile konuştum. Kendisi bu durumu iki liderin (Macron ve Erdoğan) baskın karakterlerine ve çatışan jeopolitik çıkarlara bağlıyor. Merchet'ye göre Macron, Akdeniz'de AB liderliğine soyunmak istese de Almanya ve İtalya gibi ülkelerden destek bulamadığı için, bu hamlesini sadece Atina'yı memnun etme çabası olarak değerlendirmek gerekiyor, ancak Ankara'nın tepkisini çekiyor.

3