Bu hafta dış politikanın ana gündemi, ABD-İran görüşmeleri ve Ukrayna-Rusya arasındaki ateşkes müzakereleri olsa da, stratejik açıdan çok daha kritik bir gelişmeyi irdelemek gerekiyor: "Steadfast Dart 2026" tatbikatı.
Münih Güvenlik Konferansı'nın (MSC 2026) fiili bir devamı niteliğindeki bu tatbikat, ABD'nin, Avrupa'nın konvansiyonel güvenliğinden kademeli olarak çekilmeye başladığı bir dönemde, Türkiye'nin kıtadaki vazgeçilmez rolünü tescilledi.
Tatbikatın senaryosu basit ancak meydan okuyucuydu: Tehdit altındaki bir bölgeye Avrupa'nın dört bir yanından ivedilikle kuvvet konuşlandırmak. Bu kapsamda Türkiye, kendi topraklarından deniz yoluyla 5.500 km, hava yoluyla ise 3.000 km mesafeye, tam teşekküllü ve kendine yeten bir güçle intikal edebileceğini kanıtladı.
Estonya ve Litvanya basınında yer alan "Türkiye Güvenlik Şemsiyesi" ve "Fiili Askeri Schengen" vurguları, Ankara'nın bu kapasitesinin sahada nasıl bir karşılık bulduğunun somut göstergeleridir. Le Figaro'nun Türkiye'nin sayısal gövde gösterisine dikkat çekmesi, Türkiye'nin NATO'nun entegre hava savunma sistemine CENK-S AESA'yı entegre edebilmiş olması, Türkiye'nin ABD'den bağımsız taktik data linke sahip olması, bunu da NATO'nun Link 16 muharebe veri hattına sorunsuz bir şekilde dahil etmesi de cabası.
Türkiye bu tatbikatta ordusuyla adeta bir sanatçı gibi hareket ederek dünyaya çok boyutlu mesajlar verdi:
Paul Cezanne gibi; sahada hem bir "geometrik basitleştirme" hem de çoklu bir perspektif sundu. "Passage" tekniğiyle, ABD'nin dahi fiziksel olarak bulunmadığı bir askeri operasyonda, çok uluslu harekat yapılarının arasına sızarak uyumlu ve eş güdümlü bir geçiş sağladı.
Alberto Giacometti'nin eserleri gibi; ABD'nin yokluğundan doğan stratejik boşlukları (hacimleri), kaba bir kütle gibi değil, puzzle'daki eksik bir parça zarafetiyle doldurdu. Sungur, Vuran ve CENK-S AESA radarlarıyla, resmin bütünlüğünü bozmadan sahada yer alabileceğini gösterdi. Giacometti'nin sert köşeleri ve kesin hatları gibi, TCG Anadolu ve TB3 SİHA'larla gerektiğinde tavizsiz bir güç projeksiyonu sergiledi.TCG Derya ve İstif sınıfı TCG İstanbul firkateyni ile kendine yeten imkanlarla harekat kabiliyetini gösterdi.
Bedri Rahmi Eyüboğlu gibi; modern Batı tekniklerini Anadolu'nun geleneksel motifleriyle harmanlayan bir "kültürel sentez" hikayesi resmetti. NATO karargahındaki Eyüboğlu eserleri gibi, Türkiye'nin savunma gücü de modernizasyon ile yerel dinamiklerin eşsiz bir birleşimi haline geldi, ZAHAamfibik çıkarma araçları, T-155 fırtına, Boran ve Sungur tipi mobil hava savunma sistemleriyle.

5