'Sözde' düşman, NATO'da dost

NATO üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanları, önümüzdeki ay Türkiye'nin başkenti Ankara'da iki günlüğüne bir araya geliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde yapılacak zirvede, dünya güvenliğini ilgilendiren "büyük" kararların alınması bekleniyor.

Ancak sahneye çıkmadan önce kulis biraz gürültülü. ABD Başkanı Donald Trump'ın, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve İspanya Başbakanı Pedro Sanchez hakkında sarf ettiği sözlere bakınca, insanın aklına şu soru düşüyor: Bu kadar söz düellosundan sonra, liderler Ankara'da gerçekten yan yana durabilecek mi, yoksa sadece aynı kareye sığmaya mı çalışacaklar

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin Avrupa savunmasında Almanya'ya yanaşıp Fransa'ya mesafe koyması da tabloyu daha ilginç kılıyor. Ankara'daki "aile fotoğrafı"nda herkes yerini bulabilecek mi, yoksa kim kime omuz verecek hesabı mı yapılacak

Danimarka'nın özerk Grönland adasına hâlâ iştahla bakan ABD Başkanı Trump, Başbakan Mette Frederiksen ile karşılaştığında gülümsemeyi sürdürebilecek mi, yoksa diplomasi bir kez daha mimiklere mi takılacak

Kısacası soru basit: NATO bir güvenlik ittifakı mı, yoksa iyi oyuncuların yer aldığı bir diplomasi tiyatrosu mu

Ama işin gerçeği şu: Mesele güvenlik olunca, geri kalan her şey hızla "teferruata" dönüşür. Dün söylenen ağır sözler, bugün el sıkışılırken hafızadan silinir. Diplomasi biraz da seçici unutma sanatıdır.

Nitekim Türkiye'nin Balkanlar'da "hâbis emelleri" olduğunu iddia edip sonra geri adım atan Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de, Ankara'da o sözleri hatırlamayacak. Masadaki yerini alacak ve diplomasi defterinde yeni bir sayfa açılmış gibi davranacak.

Diploması başarısı

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis için de tablo farklı değil. Seçim meydanlarında Türkiye'ye karşı sert söylemlerle esip gürleyen lider, Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından karşılandığında kameralara gayet uyumlu bir tebessüm sunacaktır. Savunma Bakanı Nikos Dendias ise her zamanki gibi iddialı üslubunu bir kenara bırakıp, 'tıpış tıpış' Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in vereceği akşam yemeğinde diplomatik nezaketin gereğini yerine getirecektir.

Liste uzatılabilir. Avrupa'da iç siyasette zorlanan Almanya, ABD'ye alternatif nükleer şemsiye hayalleri kuran Fransa, Washington'dan yeterince ciddiye alınmadığı hissine kapılan İngiltere... Her biri kendi hikâyesiyle Ankara'da sahneye çıkacak.

Doğrusu, birbirine bu kadar benzemeyen aktörlerin aynı masa etrafında buluşabilmesi başlı başına bir diplomasi başarısı sayılabilir. Ama işin sırrı basit: Güvenlik söz konusuysa, gerisi gerçekten teferruattır. Sert açıklamalar, henüz gözyaşı kurumadan unutulur; çünkü çıkarlar, hafızadan daha kalıcıdır.

Neler konuşulacak

Zirvenin ilk günü savunma sanayii ve üretim kapasitesi başlıklarına ayrılacak. ABD'nin Avrupa'nın konvansiyonel güvenliğindeki rolünü kademeli olarak azaltması, Avrupalı müttefikleri "artık taşın altına el koyma" noktasına getirdi. Teknoloji yetmiyor; üretim lazım. Eleştiri bolama sonunda herkes aynı cümlede buluşuyor: