Ankara'da düzenlenen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nde bir ismi özellikle anmak gerekirse, listenin başına, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yi yazmak gerekir. Zira Rutte, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la adeta el ele vererek, bir yandan Avrupalı müttefiklerinin Ukrayna, NATO'nun 5. maddesi ve nükleer caydırıcılık konusundaki beklentilerini karşılamaya çalıştı diğer yandan da ABD Başkanı Donald Trump'ın zirveye katılması için taleplerinin karşılanması amacıyla Brüksel-Ankara-Washington hattında yoğun mekik diplomasisi yürüttü. Sonuçta Rutte, NATO'ya üye 32 ülkeden 31'inin kendisine tevdi ettiği görevi kendi üslubuyla yerine getirmeyi başardı.
Ankara'daki NATO Zirvesi'nde "Ankara ruhu" diyebileceğimiz bir çerçeve ortaya çıktı; bundan böyle NATO'dan çıkacak kararların bu Ankara ruhuna ne ölçüde uyumlu olduğu da denetlenecek. Ankara ruhu artık bir kıstas olarak önümüzde duruyor. Ankara NATO zirvesinden hem daha güçlü çıktı, hem de güç ekseninin Atlantik'in Batı yakasından Doğu yakasına doğru kaydığı bir kez daha teyit edildi.
Savunmada 'franchising' dönemi
Kuşkusuz zirveye damga vuran başlıklar arasında savunma sanayii alanındaki "ortaklık" modeli öne çıktı. Avrupa menşeli savunma ve güvenlik firmalarının kendi aralarında ortaklıklar gerçekleştirerek Avrupa savunma sanayisinin üretim kapasitesini artırma hamlesi önemli bir adım. Bununla birlikte, Amerikalı şirketlerin de artık Avrupa'da Avrupalı ortaklarla birlikte mühimmat üretmesi için yeni bir dönemin temeli atıldı. Bu çerçevede Almanya'da Patriot hava savunma sistemlerinin füzelerinin Almanya'da üretilmesine yönelik bir anlaşma sağlandı. Benzer anlaşmaların başka Avrupa ülkelerinde de imzalanması bekleniyor. ABD'nin mühimmat üretimi konusunda adeta bir "franchising" dönemini başlattığını söylemek mümkün.
Türkiye'nin 'protokol ustalığı'
Zirvede özellikle İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ile ABD Başkanı Donald Trump arasında bir gerilim ya da kriz yaşanmasından ciddi şekilde endişe ediliyordu. Trump'ın Grönland iştahının yeniden kabarması, hatta İspanya ile sert bir karşılaşma yaşaması gibi kaygılar da gündemdeydi. Ancak Türkiye'nin diplomasi hüneri ve zekâsı sayesinde bu tür sorunların yaşanmaması için ilginç önlemler alındı. Corriere della Sera'nın haberine göre, liderler 9 kişilik masalara oturtularak Meloni'nin Trump'la doğrudan göz göze gelmesi engellendi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından özel bir ilgiyle kendi masasında yanına oturtulması, Fransız meslektaşlarım tarafından da dikkat ve beğeniyle karşılandı.
Miçotakis 'küstahlığı'
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in NATO Zirvesi'ne katılımı esas olarak Atina'da merak uyandırıyordu. Miçotakis'in yandaşları, Atina'nın Ankara'ya "gol atmasını" bekliyordu. Ancak Yunanistan Başbakanı'nın elindeki top fazla büyük, kale ise fazlasıyla küçük; dolayısıyla Miçotakis'in Türkiye'ye gol atması baştan imkânsızdı.

8