Türkiye'de düzenlenen NATO Zirvesi, şimdiden "tarihi" nitelikte bir buluşma. 32ülkenin lideri, Kuzey Atlantik Konseyi formatında Ankara'da bir araya gelerek İttifak'ın geleceğini şekillendirecek kararlara imza atıyor. Liderler 7–8 belgeyi onaylayacak ve Konsey adına kapsamlı bir bildiri yayımlayacak.
Bu zirvenin neden tarihe geçeceğini daha önce yazmış; savunma, güvenlik ve konvansiyonel harp alanında bir "Ankara kriteri"nin oluştuğunu vurgulamıştım. Almanya Başbakanı Friedrich Merz de Berlin'deki açıklamasında, Ankara'da bir "Ankara ruhu" doğmasını umut ettiğini söyledi. Bu nedenle söz konusu ruhun ne ifade ettiğini somutlaştırmak gerekiyor.
Avrupa'nın güvenliği Avrupalılara emanet
Savunma sanayi temsilcileri Ankara felsefesini, Avrupalı müttefiklerin savunma ve güvenlikte birbirleriyle daha fazla iş birliği yapmasının temel prensibi olarak tanımlıyor. Buna, Avrupa kıtasının güvenliğinin Avrupalılar tarafından ve Avrupalılar için sağlanması hedefini eklemek mümkün. Bu, "ABDkorur, Avrupa seyreder" döneminden çıkışı simgeliyor. Ankara ruhu, Avrupa'yı sadece güvenlik tüketen değil, güvenlik üreten bir aktör haline getirme iddiası taşıyor.
Avrupa dayanışması ve stratejik anlamı
Ankara ruhu, Avrupalı müttefiklerin etki alanlarını ve sorumluluk paylaşımını yeniden düzenlemeleri anlamına geliyor. ABD'nin yıllardır sorduğu "Tallinn saldırıya uğrarsa Chicago'yu riske eder miyiz" sorusuna, artık Avrupa tarafı da mali ve askeri cevap vermek zorunda.
Ankara'daki zirve, Avrupalıların kendi güvenlikleri için hem mali açıdan hem savunma sanayisinde daha fazla sorumluluk üstlendiklerini ilan eden bir dönüm noktası olarak kurgulanıyor. Ankara ruhu, "daha Avrupalı bir NATO"yu inşa ederken ABD ile bağları koparmadan yeni bir denge formülü bulma arayışının siyasi etiketi haline geliyor.
Normatif-Siyasi bir sembol Ankara Ruhu
1960'lardaki "Paris ruhu", NATO'nun yönetişimi ve askeri doktrini üzerine yeni bir tartışma iklimi yaratmıştı. 1986'daki "Reykjavik ruhu" ise Reagan–Gorbaçov buluşması sonrası silahsızlanma mutabakatını simgeliyordu. Ankara ruhu da bu silsilenin yeni halkası olarak ortaya çıkıyor. Bir başkent üzerinden yeni bir stratejik bilinç, yeni bir yük paylaşımı algısı ve yeni bir dayanışma dili inşa ediliyor. Kısacası ruh, metinlerden önce zihniyetin adı.
Kurumsal eksen Avrupa'ya kayacak
NATO'nun sivil ve askeri mekanizmalarında ABD etkisi sürecek, ancak Avrupalı bürokrat ve siyasetçilerin rolü de belirgin biçimde artacak. Sınır ötesi savunma entegrasyonları bugüne kadar sınırlı başarıyla sonuçlandı; fakat Ankara ruhu ile Airbus benzeri çok uluslu projelerin sayısının artması bekleniyor.
Avrupa böylece yalnızca "korunan" bir kıta değil, ortak bir güvenlik topluluğu kimliği kazanacak. NATO'nun "daha Avrupalı" hale gelmesi, AB–NATO sınırlarının fiilen daha geçirgenleşmesi anlamına geliyor. Buna karşın transatlantik karakter, özellikle nükleer şemsiyenin ABD'de kalmasıyla, ittifakın nihai sigortası olmayı sürdürecek. Bu durum, Avrupa Stratejik Özerkliği söylemi ile NATO'nun kurumsal sürekliliği arasında aranan orta yolun Ankara'da formüle edildiğini gösteriyor.

8