Siz sabahın erken saatlerinde bu satırları okuduğunuz sırada, muhtemelen Belçika Kraliçesi'ni Türkiye'ye taşıyan uçakta olacağım. Şayet öğle saatlerinde; kah deniz kenarında kah bir çardakta menemen, açma ve beyaz peynir eşliğinde çayınızı veya kahvenizi yudumlarken gazeteyi elinize aldıysanız, uçak çoktan İstanbul'a inmiş, Belçika Kraliçesi devlet protokolüyle karşılanmış ve Belçika Ekonomi Misyonu (BEM) start almıştır.
Yanlış okumadınız; Belçika Kraliçesi Mathilde, üç günlük resmi temaslarda bulunmak üzere İstanbul'a geliyor. Beraberinde; 150-180 milyar euro civarında yatırım kapasitesine sahip 194 iş insanı, 17 ticaret odası ve meslek birliği temsilcisi, 8 üniversite temsilcisi ve neredeyse bir düzine gazeteciyle çıkarma yapıyor. Ayrıca Belçika Dışişleri, Savunma ve Ticaret Bakanları da heyette yer alıyor.
Kuşkusuz BEM, aniden karar verilmiş bir etkinlik değil; geçtiğimiz Ekim ayından bu yana titizlikle planlanan bir misyon. Bir başka deyişle; Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in veya Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Türkiye ile ilgili pervasız sözlerinden dolayı apar topar düzenlenen bir program değil. Aksine, uzun süredir üzerinde çalışılan stratejik bir yatırım hamlesi.
Zira Avrupa Komisyonu, Fransa, Avusturya veya Yunanistan'ın aksine Belçika, Türkiye'ye stratejik bir ölçekte yaklaşıyor. Bu programı hazırlayan ve katılan birçok bürokrat ile iş insanına; "AB'de Türkiye tartışmalı bir ülke konumundayken neden bu denli büyük bir heyetle yatırım hazırlığındasınız" diye sorduğumda aldığım cevap hep aynı oldu: "Belçika, Fransa değildir. Türkiye de Von der Leyen'in tarif ettiği gibi bir ülke değil."
Dünya değişiyor, jeopolitik eksen Doğu'ya kayıyor. ABD'nin Avrupa kıtasının konvansiyonel güvenliğinden kademeli olarak çekildiği bir dönemde Türkiye, stratejik açıdan kritik bir önem kazanıyor. Coğrafi olarak Batı dünyasının en doğusunda, Doğu'nun ise en batısında yer alan bir köprü konumunda.
Tedarik zincirindeki gücü, genç ve eğitimli nüfusu, her şeye rağmen büyüyen ekonomisi ve savunma sanayiindeki devleşen konumuyla Türkiye vazgeçilmez bir partner. Belçika, geçmişte Türkiye'ye yaptığı yatırımlardan hiçbir zaman zarar görmedi; aksine önemli fırsatları kazanca dönüştürdü. Şimdi, tıpkı İtalyanlar ve Almanların yaptığı gibi, bu stratejik fırsatı yeniden değerlendirmek istiyor.
Kraliçe Mathilde bu ziyaretiyle; Flaman, Brüksel ve Valon iş insanları ile Türk iş dünyası arasındaki toplantılarda "kolaylaştırıcı" bir rol üstlenecek. Bürokratik veya diplomatik engeller ortaya çıkarsa, bu sorunların giderilmesi ve her iki tarafa da güven aşılanması noktasında bizzat devrede olacak. Belçika Dışişleri ve Savunma Bakanları da hem İstanbul hem Ankara'da kritik temaslar gerçekleştirecek.

3