Avrupa isyanda!

'Avrupa İsyanda' başlığı Türkiye'den veya ABD, Japonya, Malezya, Dubai gibi yerlerden okuyanlar için abartılı gelebilir. Ancak konuyu açıklamak gerek: Rusya-Ukrayna savaşı, İsrail'in Gazze 'operasyonu' ve ABD'nin İran'a yönelik 'harekatı' akaryakıt fiyatlarını rekor seviyelere taşıdı. 1974 petrol krizinde varil 3 dolardan 12 dolara fırlamıştı. Şimdi fiyat 'sadece' iki katına çıktı; ancak üretimde değil, lojistik ve ulaştırmada sorun var.

Bu tablo, aşırı sağın geniş Avrupa'da hızla yükselmesine ve ülkelerde isyanlara yol açıyor. Fransa'da balıkçılar ve ulaştırma çalışanlarının polislerle çatışması bunun örneği. Ukrayna savaşı bitince petrolün 'normale' döneceğini umanlar da var; AB üyelerinin Ukrayna'ya askeri desteği kesip işlerin yoluna girmesini beklenler de. Nitekim litre benzin 3 Euro'ya dayandı.

Öte yandan Birleşik Krallık'ta Galler, İskoç ve Kuzey İrlanda başbakanları Westminster'in sonunun geldiğini açıkladı. Plaid Cymru, Sinn Fein ve SNP liderleri ayrılık anlaşmasını imzalarken, Westminster'ın bu demokratik süreci engelleme hakkının olmadığını savundular. Gerekçeleri de BRexit'den beklenen faydayı görememeleri ile İngiltere'nin ekonomik buhranı. Almanya'da aşırı sağ AfD'nin Meklenburg-Batı Pomeranya'da birinci olacağı, iktidardaki CDU'nun ise sandıktan çıkamayabileceği konuşuluyor. Berlin'de ise aşırı sol Die Linke'nin birinci çıkması bekleniyor. ABD Başkanı Trump'ın Rusya petrol ve gazı alan üçüncü ülkelere %100 gümrük öngören Graham yasasını geçirmesi, Avrupa'da hem fiyatları hem isyanları daha da tırmandırabilir. Ancak bu süreci öngören ve önlem almaya çalışan bir lider de yok Avrupa'da.

AB'de yeni statü ortak üye

Kanada Başbakanı Carney'in AP'deki konuşması ile AB Komisyonu Başkanı Von der Leyen'in açıklamaları Avrupa'da geniş yankı buldu. VDL, AB'nin Kanada ile 'ortak üye' statüsünde bir işbirliğini gündeme getirdi; Carney de savunma, güvenlik, enerji ve çevrede derin işbirliği vadetti. Trump'ın Kanada'ya yönelik baskısı ve ABD'nin 40 trilyon borcu ilişkileri gererken AB'nin 450 milyonluk pazarı daha da çekici kılıyor. VDL'nin Avrupa Güvenlik Konseyi önerisiyle birleşen bu yaklaşım, kıta güvenliği açısından da önemli. AB'de bugüne kadar üye, aday ve serbest ticaret statüleri bulunuyordu. Ortak üye statüsü, Batı Avrupa Birliği'nden kalma bir uygulama; Türkiye'nin de sahip olduğu bu statü, AB üyesi olmayan NATO müttefiklerine katılım hakkı veriyordu. Kanada'nın konumu tam üyeliği zorlaştırırken bu statü başka ülkelere de kapı aralayabilir. Peki Türkiye de adaylık statüsünü gölgelemeden savunma, enerji ve ulaştırmada ortak üye statüsünü düşünebilir mi Bunu akademisyenler, düşünce kuruluşları, AB başkanlığı ve dışişleri bakanlığının içindeki değerli SPGM değerlendirebilir. Statünün Türkiye'ye ne getirip götüreceğini tartışmak, iyi ise yollarını belki de aramak gerekir. Zira Almanya'nın AB içerisinde oybirliği uygulamasına son vermenin yollarını ararken, ortak üye statüsü de bir fırsat oluşturabilir.