ABD'de gerçekleşen son ara seçimlerde Kongre'nin her iki kanadının Demokratların kontrolüne geçmesi, Washington siyasetinde kartların kısmen de olsa yeniden dağılmasına yol açtı. Avrupalı müttefikler ve NATO başkentleri ise seçim sonuçlarını ilk andan itibaren büyük bir dikkatle izledi. Ancak transatlantik ilişkiler açısından bakıldığında, Kongre'deki bu büyük güç değişimine rağmen ABD'nin Avrupa ve NATO politikalarında radikal bir eksen kayması yaşanması beklenmiyor.
Bunun temel nedeni, Amerikan siyasal mimarisinde dış politika ve güvenlik stratejilerinin ekseriyetle Beyaz Saray'ın kontrolünde bulunmasıdır. Kongre, bütçe ve denetim mekanizmaları üzerinde etkili olsa da, stratejik karar alma süreçleri büyük oranda yürütmenin yetki alanındadır.
Daha da önemlisi, Beyaz Saray ile Kongre arasındaki bu siyasi ayrışma, stratejik yönelimlerde tam bir zıtlık anlamına gelmiyor. Bugün Washington'da hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar, Avrupa'nın kendi konvansiyonel güvenliğinde çok daha fazla sorumluluk alması ve ABD'nin kıtadaki askeri varlığını kademeli olarak azaltması gerektiği konusunda dikkate değer bir uzlaşı içinde. Demokratlar, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in öngördüğü agresif ve hızlı asker çekme planlarına kıyasla, belki daha temkinli ve kademeli bir takvim savunabilir. Ancak özünde her iki parti de ABD'nin öncelikli stratejik eksenini, Çin ile rekabetin kızıştığı Asya-Pasifik bölgesine kaydırması gerektiğini kabul etmektedir.
Bununla birlikte, iki parti arasında sınırlı da olsa bazı görüş yakınlaşmaları mevcut. Hoş, Demokratların Avrupa ile daha uyumlu bir söylem geliştirmesi mümkün, ancak Orta Doğu ve özellikle İsrail politikalarında Cumhuriyetçiler Demokratlara yaklaştı. Demokratlar arasında İsrail'in artık ABD için ciddi bir jeopolitik ve finansal külfet hâline gelmeye başladığı ifade ediyorlar. Trump'ın da İsrail'e sağlanan yıllık askeri yardımların kesileceğini ilan etmesi, Washington-Tel Aviv hattındaki ilişkilerin artık eskisi gibi sarsılmaz bir zeminde yürümediğini göstermektedir. Sonuç olarak; ticaret savaşları, gümrük tarifeleri ve iklim diplomasisi gibi alanlardaki taktiksel gerilimler saklı kalmak kaydıyla, ABD ile Avrupa ülkeleri arasındaki temel güvenlik ve dış politika ilişkilerinde köklü bir kırılma beklenmemektedir. Avrupa, Washington'daki temsil tablosu ne olursa olsun, kendi savunma kapasitesini artırma ve yeni küresel dengelere tek başına uyum sağlama gerekliliğiyle karşı karşıyadır.
Macron: 'Bana karşı hepiniz çok acımasızca davranıyorsunuz
Başlıkta herhangi bir yanlışlık yok. Bu sözler Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a ait. Olay, Temmuz 2024'te Telegram üzerinden başlayan bir teşekkür mesajıyla başladı. Fransız gazeteci Françoise Degois, Macron'un eşi Brigitte Macron'un bir erkek olduğu yönünde ABD'de yayılan iddialara karşı, sosyal medyada infial yaratan paylaşımlar yaparak Brigitte Macron'a sahip çıktı. Fransa'da sosyal demokratların oldukça solunda bir siyasi görüşe sahip olan Degois'in Macron'la hiçbir ortak görüşü yok. Macron da Degois'e Telegram üzerinden mesaj göndererek eşine sahip çıkmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Bunun üzerine ikili Telegram'da sohbet etmeye başladı.

11