Ankara zirvesi ve NATO'da denge değişikliği

BaşkentAnkara, NATO üyesi ülkelerin Devlet ve Hükümet Başkanlarını ağırlamaya hazırlanıyor. 7–8 Temmuz tarihlerinde dünyanın gözü de kulağı Ankara'da olacak. Bunun nedeni sadece ABD Başkanı Donald Trump'ın zirveye katılımı ya da yapacağı açıklamalar değil. Asıl mesele, bu zirvenin NATO açısından bir dönüm noktası olmaya aday olması. Çünkü Ankara'da alınacak kararlar, yalnızca İttifak içindeki güç dengelerini yeniden tanımlamakla kalmayacak; Kuzey Yarımkürenin savunma ve güvenlik mimarisinde de yeni bir eksen kaymasına işaret edecek. Bu yönüyle zirve, uluslararası ilişkiler literatürüne girecek nitelikte.

Elbette NATO'nun geçmişinde kritik zirveler var. 2025 Lahey Zirvesi, yeni savunma harcama hedefleri belirledi. 2022 Madrid Zirvesi'nde Stratejik Konsept yenilendi. 2002 Prag Zirvesi ise Acil Mukabele Gücü'nün kuruluşuna sahne oldu. Ancak Ankara Zirvesi, bunlardan farklı olarak, NATO'nun güç dağılımını ve jeopolitik eksenini doğrudan yeniden şekillendirme iddiası taşıyor.

BİRİNCİ BAŞLIK: Nükleer şemsiye.ABD, Avrupa'nın nükleer güvenliğinin teminatı olmayı sürdüreceğini Ankara'dan tüm dünyaya ilan edecek. Bununla da yetinmeyip, hâlihazırda Türkiye dahil beş ülkeyle sınırlı olan "çift yetenekli" yani hem konvansiyonel hem nükleer başlık taşıyabilen müttefik sayısını artırabileceğinin sinyalini verecek. Nitekim Finlandiya Parlamentosu da ülkenin nükleer başlıklara ev sahipliği yapmasına izin veren kanun değişikliğini jet hızıyla gerçekleştirdi.

İKİNCİ BAŞLIK: Konvansiyonel güvenliğin devri. İttifakın konvansiyonel savunmasının artık ağırlıklı olarak Avrupalılar ve Kanada tarafından üstlenileceği resmen ilan edilecek. Bu durum, Ankara Zirvesi sonuç bildirgesine de girecek. Tıpkı Lahey Zirvesi'nin savunma harcamaları açısından bir referans noktası haline gelmesi gibi, Ankara da NATO jargonuna yeni bir çerçeve kazandıracak.

ÜÇÜNCÜ BAŞLIK: Yeni askeri komuta yapısı. ABD'nin NATO'nun konvansiyonel askeri güvenliğinden kademeli olarak geri çekildiği bir anda, Askeri Komuta yapısında da önemli değişiklikler teyitedilecek. NATO'nun stratejik Askeri Komuta kademesi ve Askeri planlama imkan ve yeteneklerine ABD başkanlık edecek. Harekat düzeyi ise doğrudan Avrupalı askeri müttefiklere devredilecek.

DÖRDÜNCÜ BAŞLIK: ABD'nin çekildiği alanın doldurulması. ABD'nin azaltacağı konvansiyonel askeri varlığın, hangi Avrupalı müttefikler tarafından ve hangi kapasiteyle telafi edileceği Ankara'da netleşecek. Bu da NATO içinde yeni bir görev paylaşımı standardı oluşturacak.

BEŞİNCİ BAŞLIK: Savunma sanayiinde standart savaşı. ABD, uzun süre Avrupa Birliği'nin savunma sanayiinde kendi standartlarını oluşturma çabasını sessizlikle izledi. Ancak gelinen noktada açık bir tavır koydu. Mesaj net: NATO'nun 1951'den bu yana oluşturduğu STANAG sistemi dışında bir yol yok. Avrupa Birliği de bu gerçeği kabullenmiş görünüyor. Bu gelişme, Türkiye açısından kritik; çünkü Avrupa savunma sanayiinden dışlanma riskini de fiilen ortadan kaldırıyor. Bununla birlikte Ankara zirvesinde liderlerin onaylayacakları belgelerin bir kısmı Savunma Sanayi ile ilgili. NATO ile sanayi işbirliği olsun, savunma sanayinde üretim kapasitesini arttırma olsun, yeni ve çağdaş düzenlemelere yine Ankara'da start verilecek.