Analog demokrasi vs dijital otoriteryanizm

Ucundan da olsa biraz tadını aldık. Bu sefer beni kısmen etkilese bile, dünyada birçok insanı ciddi manada sarstı. Çoğumuz hiç başımıza gelmeyecekmiş gibi yaşadık. Sadece uzmanların 'uçuk' telkinleri olarak nitelendi. Hatta istihbarat raporlarının sayfalarında olasılık olarak yazmasına rağmen, siyah kuğu teorisi olarak tanımlandı. Yani gerçekleşme ihtimali milyonda bir olarak görüldü. Dünyanın da başına 'nihayet' geldi.

Nihayet diyorum çünkü bu ihtimali 2008 yılından bu yana kaleme alıyorum. Bahsediyorum. Zeki olduğum için değil asla. NATO'ya üye ülkelerin önde gelen istihbarat teşkilatları bu hususta da uyarıyorlar, pandemi ihtimali konusunda uyardıkları gibi. Nitekim 2008 yılından bu yana ABD Ulusal Savunma İstihbarat raporlarında da bu tehlikeye işaret ediliyor. "Yazılım sıkıntıları veya dijital saldırıdan kaynaklı bir sorun yaşadığımız takdirde ne yapmamız gerekiyor Ne tür hazırlıklar var Alternatif çözümler nelerdir" diye. Kimsenin pek de umurunda değil. Kimse ciddiye almıyor maalesef. İstihbarat kuruluşlarının da zaten sıkıntısı budur. Bir uyarıda bulunurlar, ancak idari ve siyasiler pek kâle almazlar. Ne zaman kamuoyunun gündemine gelir, infial yaşanır, o zaman siyasiler tarafından da önemsenir.

strong class'read-more-detail'Haberin Devamı

İyi bir 'uyarı'

Nitekim cuma günü başta ABD olmak üzere dünyanın dört bir köşesini etkileyen yazılım hatasına dayalı elektronik çöküntü hakikaten iyi bir uyarı niteliği taşıyor. Yazılım hatası havayollarının bilet ve rezervasyon işlemleri ile bagaj kayıt sistemini felç etti. Ayrıca bina yönetimlerini, haber merkezlerini, ilkyardım çağrı sistemlerini, hastanelerin kayıt ve randevu sistemi ile bankacılık sektörünü ciddi ölçüde etkiledi. Üstelik yaşanan bir siber saldırı değildi. Buna rağmen, dünya kısmen de olsa kilitlendi.

Kilitlendi çünkü serbest pazar ekonomisi ve sözde rekabetin bulunması gereken bir dünyada, yazılım devleri adeta bir tekel haline geldi. Google, Amazon, Microsoft gibi, nam-ı diğer 'GAFA'lar sadece tekel değil, aynı zamanda piyasaları dijital bir otoriteryanizma sürüklediler. Transatlantik toplulukta kimsenin buna dur demiyor olması, alternatif üretmiyor olması da ilginç. En azından rekabet ve serbest pazar ekonomisi adına. Siber güvenlik şirketi, dünyayı kısmen kilitleyen yazılım hatasına sorunu tek başına giderecek bir çözüm üretebildi. Devletler ise, sessiz sedasız oturup çaresiz izlediler. Oysa yazılım şirketleri artık ihtiyati değil, doğrudan hayati konuma geldiler. Çok güçlendiler ve sanki kontrolden çıktılar. Öyle ki kendileri bile ürünlerini kontrol edemez hale geldiler. Devletlerin de bu yazılım üzerindeki kontrolleri yok denecek kadar az.

strong class'read-more-detail'Haberin Devamı