ABD ve Trump'ın hamlelerini anlamak

Trump gerileyen bir imparatorluğu ayakta tutmaya çalışırken, Macron'un Hürmüz zirvesinde Türkiye'yi dışarıda bırakması Avrupa'nın stratejik gücünü kaybettiğinin mi kanıtı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazara göre Trump'ın kararları deliliğin değil, ABD'nin ekonomik ve askeri gücündeki gerilemeleri telafi etme stratejisinin sonucudur. Autor, dolar hakimiyetinin azalması, hammadde bağımlılığı ve teknoloji yarışındaki gerilikler üzerinden bu tezi desteklerken, Macron'un Hürmüz zirvesinde Türkiye'yi dışarıda bırakmasını Avrupa'nın kendi yalnızlığının bir göstergesi olarak yorumlamaktadır. Acaba Trump'ın müttefiklerini güçlendirme hamlesi, bu ülkeleri gerçekten özerk hale getirecek mi, yoksa daha derin bağımlılık ilişkileri mi yaratacak?

ABD Başkanı Donald Trump'ın iç ve dış politikadaki manevraları, kariyerini bu konulara adamış uzmanlar için dahi şaşırtıcı olabilir. Bazı çevreler Trump'ı "dengesiz" veya "akıl hastası" olarak nitelendirirken, bazıları ise adımlarını şuursuzca atılmış hareketler olarak görüyor. Ancak Trump "deli" değildir. Trump'ın davranışlarını ve ABD'nin yönelmek istediği noktayı anlamak için ülkenin mevcut verilerine bakmak gerekir. ABD kağıt üzerinde dünyanın askeri ve ekonomik devi olsa da yapısal çatlaklar büyümektedir:

Sosyal Kırılganlık: 340 milyonluk ABD nüfusunun 44 milyonu gıda karnesiyle yaşıyor. Bu rakam, Çin'de (DIBAO sistemi) 42 milyon, tüm AB'de ise 16 milyondur.

Doların Kan Kaybı: 2001 yılında küresel döviz rezervlerinin %72'sini oluşturan ABD Doları, 2025 itibarıyla %58'e gerilemiş durumdadır. Gerileme devam edecektir.

Hammadde Bağımlılığı: Çin, nadir toprak elementlerinin %48'ine sahip olmanın ötesinde, bu kaynakların %70'ini kontrol etmekte ve %90'ını işlemektedir. ABD ise bu kaynakların sadece %5'ine sahip olup yalnızca %2'sini işleyebilmektedir. Bu durum, hem sivil hem de askeri teknolojide ABD'yi stratejik bir darboğaza sokmaktadır.

Teknolojik Yarış: Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü verilerine göre Çin, yıllık ortalama 1,8 milyon patent başvurusuyla liderliğe otururken, ABD 501 bin başvuruyla geride kalmıştır. ABD'nin askeri üstünlüğünü koruyabilmesi için sanayileşme oranını artırması ve nadir element işleme kapasitesini mutlaka yükseltmesi şarttır. Trump'ın seçim programının mimarı Heritage Foundation'ın "Make America Great Again" söyleminin temelinde de bu veriler yatmaktadır. "Yeniden Büyük" olma arzusu, aslında işlerin yolunda gitmediğinin zımnen kabulüdür.

Trump yönetiminin Avrupalı NATO müttefiklerinden daha fazla sorumluluk almasını ve "külfet paylaşımı" talep etmesini bu çerçevede okumak gerekir. ABD artık Paul Wolfowitz veya Richard Perle dönemindeki gibi sınırsız cephede tek başına operasyon yapma gücüne sahip olmadığını bilmektedir. Bu nedenle dünyayı "kümeleştirme" stratejisine geçmiştir. Bu yeni jeopolitik haritada ABD, bölgesel hakimiyetini müttefikleri üzerinden konsolide etmeyi amaçlamaktadır:

Amerika kıtası: Tamamen ABD hakimiyetinde.

Avrupa: İngiltere, Almanya, Polonya, İtalya ve Türkiye gibi başat aktörler.

Ortadoğu: Türkiye, S.Arabistan ve Mısır.

Asya ve Pasifik: Güney Kore, Japonya, Avustralya ve Yeni Zelanda.