Başlığı okuyunca kuşkusuz aklınıza, "Dünyadaki çekişmeler, savaşlar, gerilimler yetmiyormuş gibi ülkeler bir de uzayda mı kavga ediyorlar" şeklinde meşru bir soru gelebilir. Üstelik dost ve müttefik olarak bilinen iki topluluk tarafından yaşanan bir kavga olunca, daha da dikkat çekici.
İki taraf arasında uzayda yaşanan ilk kavga değil. Geçmişte de ABD ile AB arasında uzay konusunda çok şiddetli bir kavga yaşanmıştı. Konu da GPS idi. Zira ABD'nin uzaydan uydu sayesinde küresel konumlama sistemine alternatif olarak AB tarafından üretilmeye çalışılan Galileo, Washington'ın hışmına uğramıştı. ABD, AB'nin uzayda konumlamayı düşündüğü uyduları, önce konumu, ardından da kullanacakları frekansları konusunda uzun süre engelledi.
Şimdiki savaş ise, uzayda alçak irtifalı uyduların yarattığı kaosu engellemek ve bu uyduların konumunu, yönetimini ve fırlatılmasını düzenlemek amacıyla AB tarafından yapılan bir taslak düzenlemeden çıktı. Zira AB, uydu operatörlerinin uzay enkazı ve kirliliği üzerindeki etkilerini ele almalarını ya da önemli para cezalarıyla karşı karşıya kalmalarını gerektirmek de dâhil olmak üzere düzenleyici gözetimi artırmak amacıyla Haziran'da yasayı önerdi. Bu sorun, Elon Musk'ın Starlink'i gibi şirketlerin, daha güçlü telekomünikasyon bağlantıları kurabilmek amacıyla uzaya leblebi gibi gönderdikleri uydulardan kaynaklanıyor. Nitekim, dünyanın etrafında alçak yörüngeli on binden fazla uydu var.
ABD, mevzuatın 'uzay faaliyetlerinin hâlâ yeni olduğunu ve henüz sıkı bir düzenleme için olgunlaşmadığını', AB'nin de bu hususu dikkate almadığını söyledi. Ayrıca, AB ile ABD arasında Ağustos'ta kabul edilen ticaret anlaşmasının ruhuna aykırı olduğunu savundu.
Siber güvenlik hükümleri de ABD'nin saldırısı altında. Washington, AB'nin yasanın 'dengesiz bir yaklaşım' önerdiğini,dar görüşlü yaklaşımının uzaydaki teknolojik ilerlemeyi tehdit edebileceğini iddia etti. AB ise uzay için gerçek bir 'tek pazar' yaratmaya çalışırken, taslağın bürokrasiyi azaltacağını, AB genelinde idari yükü azaltacağını, hatta uzay şirketlerini daha güvenilir hâle getireceğini söyledi. Buna rağmen ABD'nin hışmından kurtulamadı.
Atasözü, "Dost başa, düşman ayağa bakarmış," der. AB'nin dostu olarak bilinmesi gereken ABD, AB'nin başına, yani uzay politikasına düşmanca ve kuşkuyla bakıyor. Aslında bu, ABD ile Avrupa arasındaki ayrışmanın göstergesi. AB içerisinde standart, düzen ve denetim önemliyken; ABD yönetimi düzensizliği ve keyfî uygulamayı düzen olarak benimsemiş durumda. Bu yüzden de Transatlantik topluluk iki yakası arasında iletişimsizlik ve anlaşmazlık yaşanıyor. İlişkide sanki iki yaka bir araya gelemeyecek gibi görünüyor. Düğmeyi bağlamadan ilişkilere devam etmeye çalışmak, kravatsız yürütülemeyecek kadar zor bir ilişki."

70