Yazar, Avrupa Komisyonu Başkanı von der Leyen'in Türkiye'yi "habis emelleri" olan ülkeler arasında göstermesinin stratejik bir yanılgı olduğunu, çünkü Türkiye'nin NATO, Hürmüz Boğazı ve Balkanlar'daki kritik rolünün bunu çürüttüğünü savunmaktadır. AB içinde dahi rapportörlerin von der Leyen'i eleştirirken Türkiye'nin güvenlik işbirliğindeki önemini vurgularken, bu tür söylemlerin aşırı sağı besleyen bir dil kullandığını ve AB'nin Türkiye konusunda istikrarlı bir strateji benimsemesi gerektiğini iddia ediyor. Peki AB'nin bu "jeopolitik hata" yapması tamamen iyi niyetsizlikten mi kaynaklanıyor, yoksa içinde bulunduğu çatışmalı çıkarlar ve ittifaklar ağında Türkiye'ye dair farklı değerlendirmeler var mıdır?
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in (VDL), Alman Die Zeit gazetesinin 80. yıl dönümü kutlamalarında Avrupa Birliği'ne (AB) karşı "habis emelleri" olan ülkeler arasında Rusya ve Çin ile birlikte Türkiye'yi de zikretmesi, Ankara'da haklı bir tepkiyle karşılandı. Bu beyanat, Avrupa genelinde de geniş yankı uyandırdı.
VDL'nin Türkiye'yi "habis" olarak tanımlaması, liberal bir gazetenin kutlama atmosferindeki bir rehavet mi yoksa Angela Merkel döneminden kalma bir Türkiye karşıtlığının dışavurumu mu bilinmez; ancak bu sözler, Komisyon'un Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos'un Avrupa Parlamentosu'ndaki stratejik değerlendirmeleriyle taban tabana zıttı. Kos, değişen jeopolitik dengeler ışığında AB'nin Türkiye'ye duyduğu ihtiyacı açıkça vurgulamıştı.
Türkiye'nin kilit rolü, sadece Kos'un sözlerinde değil, sahadaki gerçeklerde de kendini göstermektedir. Ankara'nın ev sahipliğinde düzenlenecek NATO Zirvesi'nin gündemi ve müttefiklerin, Türkiye'nin nüfuzunu kullanarak Suudi Arabistan ve Umman gibi ülkeleri zirveye davet etmesini talep etmesi, Ankara'nın Ukrayna-Rusya ve ABD-İran gerilimlerindeki vazgeçilmez konumunun tarafsız bir kanıtıdır.
Söz konusu ifadelere ilişkin Avrupa Komisyonu Baş Sözcüsü Paula Pinho'nun yaptığı "Balkanlar'daki habis eylemler" savunması ise, somut dayanaktan yoksundur. Euractiv ve Politico gibi basın kuruluşları da, Pinho'un VDL'yi savunma çabaları çerçevesinde sarfettiği sözleri ağır bir şekilde eleştirdi. Zira Türkiye, Kosova'daki KFOR'un komutasını üstlenmiş, Bosna Hersek'teki EUFOR misyonuna en çok katkı veren ülke konumundadır. Hürmüz Boğazı'nın trafiğe açılması ve İran-ABD geriliminin düşürülmesi için Pakistan ile diplomatik çaba harcayan bir ülkenin, Rusya'nın işgali veya Çin'in siber saldırılarıyla aynı kefeye konulması jeopolitik bir analiz hatasıdır.
Sadece hata değil!

5