Talisca mı, Kerem mi

​Maç yazısına geçmeden kısa bir özet geçmek gerekirse; futbol ülkesi gibi görünsek de gerçekte bir "elemeler ülkesi" olduğumuz gerçeği değişmiyor.

Süper Lig ikincisinin Şampiyonlar Ligi'ne kalabilmek için üç ön eleme turunu geçmesi gerekiyor. UEFA Avrupa Ligi'ne gidecek temsilcimiz için de durum aynı; Konferans Ligi, Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonaları için de...

​Peki, takımların hedefi ne Şampiyonlar Ligi'ne kalıp devasa gelir elde etmek ya da UEFA Avrupa Ligi gruplarına kalıp prestij sağlamak.

​Peki, harcanan paranın karşılığı gerçekten alınıyor mu İşte burası tam bir muamma.

​Sarı-lacivertliler, sadece tek bir oyuncunun bonservisi için 40 milyon euro harcadı. Şampiyonlar Ligi'nden bu kadar kazanç elde edebilecek mi Ya da Beşiktaş; 20 milyon euroya yakın bir bonservisle Trossard'ı kadrosuna kattı, Salah'ı almak istiyor, Vlahović ise çift haneli maaşa dünden razı... Geçen yıl, Galatasaray, Osimhen için 80 milyon euro bonservis ödedi; buna karşın UEFA'dan elde edilen gelir 52.5 milyon euro da kaldı.

​"Turnuvalara gitmeyelim" demiyorum, elbette gidelim. Ancak altyapıdan oyuncu yetiştirmek kimsenin aklına geliyor mu

Ülkenin büyük bir bölümü pazartesi günü İspanya'nın şampiyonluğuna sevindi, kutlamalar yaptı, her bir İspanyol oyuncuyu elçi ilan etti. Peki, futbol adına ne öğrendik diye bakarsak Yine koca bir hiç.

Alt yapısı ile güçlü olan İspanya ekolünün gösterdiği düşünceye biz, 37 yaşındaki kaleci Mert Günok haricinde ilk 11'de yer alan tek bir oyuncumuz olmadan başladık.

Savunma mekanizmamız hazırdı "Sezonun bu döneminde oynanan maçlar kolay geçmez.

Ne zaman kolay geçer

Dün akşama döndüğümüzde; İsmail Kartal, yabancısı olmadığı takımının ilk 11'ini seçerken pek de zorlanmamıştı. Eski öğrencileri yanındaydı, Kadıköy bildiği gibiydi; sadece ismi değişmiş, Chobani Stadyumu olmuştu. Stres ise aynıydı, oda değişmemişti.

​Bir de Talisca ile Kerem Aktürkoğlu nun aynı anda sahada olması gerçeği vardı...

İkisinin bir arada oynaması, değişiklikler gelene kadar, sarı-lacivertlilerin temposunu ciddi şekilde düşüren bir etken oldu.

Geçen sezonda da bu ikili çok denendi ancak olumlu bir sonuç hiçbir zaman alınamadı. İsmail Kartal, ileriyi düşünüyorsa duygusallığı bir kenara bırakıp bu iki oyuncudan biriyle yolları ayırmalı ya da en azından birini kulübede hamle oyuncusu olarak tutma yoluna gitmeli.

Yazarken sanki Talisca "Ben kalmalıyım" der gibiydi ve umulmadık bir anda kilit açmayı yine bildi. Geçen sezonun başında El-Nesyri ile uyuşamadığını vücut dili zaten belli ediyordu. Bu yıl da sanki Kerem ile bu kimya tutmayacak gibi...

​İlk yarıda sarı-lacivertlilerin oyunu Süper Lig standartlarına göre bile yavaştı. Zayıf rakibin kapalı defansını ancak duran topla açabildiler. Gol beklentisi (xG) bakımından 1,00'in altında kaldıkları gibi isabetli şut sayısında da gerideydiler.