Futbol ekonomisine harcanan paranın üç haneli milyar TL'nin üzerine çıktığı görülüyor. Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş'ın toplam borcu 100 milyar TL'ye yaklaştı.
Bu harcamaların ve borçlanmanın sonucunda futbolumuzun elde ettiği başarılara baktığımızda; Galatasaray'ın kazandığı UEFA Kupası ve Süper Kupa, Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale yükselmesi Millî Takım'ın 2002 Dünya Kupası'nda üçüncü olması gibi başarılar karşımıza çıkıyor.
Elbette şampiyon olmak bir başarıdır.
Bunu başaramayan ülkeler ve kulüpler çoğu zaman oyunlarını geliştirmek futbol seviyelerini ilerletmek için çalışmalar yapıyor. Hedeflerini günübirlik değil, 10 veya 20 yıllık projeler üzerine kurarak ilerliyorlar.
Biz ise temel meseleleri konuşmadan sorunları çözdüğümüzü sanıp sahaya iniyor, ardından gelen başarısızlıklara bahaneler arıyoruz. Yıllardır futbolun içindeki sorunlar konuşuluyor; ancak sonuçta yine başa dönüyor, aynı noktaya geliyoruz.
Planımız da programımız da yok. "Sistem var" deniliyor, sisteme bazı kişiler atanıyor; görev süreleri dolunca da gönderiliyorlar.
İbrahim Hacıosmanoğlu, Fatih Terim veya Vincenzo Montella gibi isimler ise yalnızca birer ayrıntı olarak ortada kalıyor.
Geldiğimiz noktada futbola vasatlık hâkim olmuş durumda.
Eleştiri çok, peki çözüm önerisi sunan var mı
"Biz vasat bir takımız." diyebilen kişi sayısı oldukça az.
Bugünlere bir günde gelmedik. Her başarısız sonucun ardından "Sorumluluk bende." diyenlerin çoğu bugün görevde değil. Biri şirketlerini yönetiyor, biri YouTube programlarında yer alıyor, biri yorumculuk yapıyor, diğeri ise beş yıldızlı otelinde tatil yapıyor.
Yazının başlığına döndüğümüzde; ülkemizi gururlandıran, önemli başarılar elde etmesine rağmen hak ettiği karşılığı bulamayan branşlar arasında voleybol ve basketbol öne çıkıyor.
Özellikle Kadın Voleybol Millî Takımımızın ve kulüp takımlarımızın başarıları ortada.
Basketbolda Fenerbahçe ve Anadolu Efes'in elde ettiği başarılar görünüyor.
Bir dönem "12 Dev Adam", kendileri için şarkılar yazılan bir takım hâline gelmişti. Şimdi ise yönetimsel sorunlar nedeniyle eski günlerini arar durumda. Bunun nedeni de sanki belli: Adamcılık...
VakıfBank Kadın Voleybol Takımı, sezon kulüpler düzeyinde şampiyonluklar kazanıyor. Bunun yanında Fenerbahçe ve Eczacıbaşı gibi kulüplerin başarıları, bu spor dalının başarılı bir şekilde yönetildiğinin sonucudur.
Filenin Sultanları, Avrupa'da ve dünyada başarıdan başarıya koşuyor. Geldikleri noktada ise karşılaştıkları şey eleştiri.
Evet, ülkede taraftarlar yöneticiler; bir spor dalında başarı kazandığı hâlde oyuncuları eleştirirken, diğer tarafta başarısız olanları ödüllendiriyor.
Bu durum, birçok kişinin anlam veremediği çelişkili bir tabloyu ortaya çıkarıyor.
Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ'ın adını çoğumuz bilmeyiz. Başarı dönemlerinde en fazla bir saatlik röportajlarla gündeme gelir, ardından yine geri planda kalır.
Sultanlar Dünya Milletler liginde başarıdan başarıya koşmaya devam ediyor, en son Pazar günü Çin Seddini aşıp moralleri yükselttiler, formda oyuncu Zehra Güneş olmadan. He karşılığını nasıl mı alacaklar diye bakarsak tarifeli uçakla geri döndürülerek. Çünkü bu ülkede başarının her zaman böyle bir cezası vardır.

27