Süper Lig'in üçüncü haftası geride kalırken futbolun önde gelen isimleri yine iddialı manşetler atmaya başladı: 'Fenerbahçe Galatasaray bu ligde kolay kolay puan kaybetmez...'
Siyah beyazlılar bitiricilik olayını çözerse yarış ayrı heyecan alabilir.
Dün akşam Dolmabahçe'de bu durum Çorum karşısında çözüldü farklı galibiyet geldi.
Beşiktaş'ı da işin içine katarsak üç kulübün toplam piyasa değeri 1 milyar TL'ye yaklaşmış durumda. Kalan 15 takımın değeri ise 700 milyon TL civarında. Kağıt üzerinde bakıldığında üç büyüklerin puan kaybetmemesi gerekiyor gibi görünüyor... Ama kime göre, neye göre
Sahada oynanan futbol ile piyasa değerleri arasında ilginç bir uçurum var. İlk hafta Fenerbahçe, piyasa değeri bakımından ligin 17. sırasında yer alan Gençlerbirliği'ne mağlup oldu; Galatasaray ise ligin yeni ekibi Çorum karşısında, kendi seyircisi önünde berabere kaldı. Sonrasındaki iki maçlarını tıpkı Fenerbahçe gibi kazandılar. İki takımın da bu haftaki virajları keskindi ancak kazanmayı bildiler. Galatasaray bence kimliği çok net olan bir takımla, Göztepe ile karşılaştı. Fiziksel kriterlere bakılarak uzun oyunculardan kurulu bu takım; geriden pasla çıkmak yerine uzun toplarla atağa kalkıyor ve korner, frikik, taç atışlarında penaltı kadar tehlikeli olabiliyor. Bu proje ve sistem sayesinde ucuza aldıkları oyuncuları iç piyasaya ve Avrupa'ya çift haneli rakamlarla pazarlıyorlar.Büyük takımlarımız ise bunun tam aksini yapıyor: Geçmiş yıllarda yüksek bonservis ücretleri verdikleri Amrabat, Cengiz Ünder, Onana, Musrati gibi birçok oyuncuyu yabancı kuralı veya kadro planlaması nedeniyle sözleşmelerini fesih ederek zararla göndermek zorunda kalıyorlar.
Sahaya döndüğümüzde; Fenerbahçe, yıllardır zorlandığı Samsun deplasmanını bu kez güle oynaya geride bıraktı. Bunda Samsunspor'un kadro kalitesinin geçen yıla göre düşük olması başroldeydi. Nitekim maç sonrası Samsunspor Başkanı da kadro planlaması konusunda teknik direktörle anlaşamadığını açıkça dile getirdi.
Yazınız, Beşiktaş'ın 6-2'lik Çorum FK galibiyetinin hemen ardından hem Dolmabahçe'deki hücum iştahını hem de ligin genel güç dengesini net bir dille özetleyen ritmik ve vuruc taslağı niteliğinde.
Dolmabahçe'ye döndüğümüzde, sahada kendi oyun felsefesinden ve felsefesinin getirdiği hücum disiplininden milim ödün vermeyen bir Vincenzo Italiano takımı vardı.

27