Yolun sonu görünüyor

Amerikan ordusunun İkinci Dünya Savaşı sırasında hayali bir İtalyan adasını işgalini anlatan kitapta kahramanımız bir an önce savaştan evine dönmek istemektedir.

Bunun en kolay yolu da deli olduğunu kanıtlamaktır. Çünkü bir asker ancak deli ise uçuş görevinden alınabilir. Fakat görevden alınmayı talep ettiği an, canını düşündüğü için otomatik olarak "akıllı" sayılır ve savaşmaya devam etmek zorunda kalır.

ABD'de 1960'larda yayınlanan roman Aziz Nesin'in "Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz" kitabının bizde yarattığı etkiye benzer bir etkiye sahip.

Bugün İngilizcede iki çözümsüz durum arasında kalma haline hâlâ bu kitabın adıyla "Catch-22" deniyor.

İran savaşında ABD Başkanı Trump'ın içinde bulunduğu durum da şu anda tam olarak bu.

Trump savaşı başlatmak için ikna edemediği kendi partisini bu sefer de savaşın neden bitirileceğine dair ikna edemiyor. Bir tarafta da çatışmanın uzamasını isteyen Netanyahu var. Yani tam bir sıkışmışlık hali...

Haberin Devamı

Bu yüzden Trump sabah "İran'la her konuda anlaşıyoruz" derken akşam "Çok büyük bombalar atıyoruz" tehdidine geliyor.

Fakat çatışmalar yeniden alevlense bile ABD'nin istediğinden farklı bir realiteyle karşı karşıyayız.

İran konusunda bugün itibariyle ortada net olan iki durum var:

- Savaş öncesi saydığı hedefleri artık kendisi bile hatırlamak istemeyen Trump, aslında Obama dönemindeki nükleer anlaşmaya benzer bir çıkış yoluna razı vaziyette.

- Dört ay önce kimsenin derdi olmayan Hürmüz Boğazı'nda İran'ın Montrövari bir imtiyaz edinmesi kaçınılmaz görünüyor.

ABD Başkanı Donald Trump

SHP Mİ DSP Mİ ÇIKACAK

Mutlak butlan kararı sonrasında CHP'de doğal olarak kaotik bir manzara var.

Geçenlerde Ahmet Hakan, mutlak butlanı iki atletin koşu yarışı sonrasında kaybeden tarafın doping itirazı yapmasına benzetti. Basit ve anlaşılır bir benzetme bu.

Taraflardan biri yarış sonrasında itiraz ediyor ve dopingli olduğu gerekçesiyle ikinci gelen birinci ilan ediliyor.

Tabii bu sefer doping testini ve kararını Olimpiyat Komitesi değil mahkeme uyguladı. Bu da yeni bir durum yarattı.

Bu kararın CHP açısından birleştirici bir etki yapmadığı ortada. Türk siyasal hayatının en eski partisi yakın geçmişte de bölünüp birleşmeler yaşadı.

Haberin Devamı

1980'lerin ortalarında siyasal yasaklar kalktığında Bülent Ecevit, Demokratik Sol Parti'yi (DSP) kurup kendi yolunu çizmişti. Aynı dönemde Erdal İnönü liderliğinde Sosyal Demokrat Partisi (SODEP) ile Halkçı Parti (HP) birleşerek SHP'yi kurdular.

İlk seçimlerde DSP yüzde 8.5 oy alınca baraja takıldı ve Meclis'e giremedi. Ecevit bir süre siyasetten çekildi. SHP ise 1991 seçimlerinde Demirel'in DYP'si ile koalisyon kurarak iktidara geldi.

Deniz Baykal, 1992'de CHP'yi tekrar kurunca ortaya epey bölünmüş bir sosyal demokrat yapılanması çıktı. 1995'te SHP ve CHP birleşti. Ancak Ecevit, bu çatıya girmekten uzak durarak DSP ile yoluna devam etti.

1999'da DSP seçimlerden birinci parti olarak çıktı. Yeniden kurulan CHP ise o süreçten bu yana iktidara gelemedi.

Haberin Devamı

Eğer Kılıçdaroğlu ile Özel arasında mucizevi bir diyalogla kurultay kararı çıkmazsa şimdi tekrar CHP içinde bir bölünme kaçınılmaz görünüyor.

Siyasi dinamikler geçmişten çok farklı olsa da bu yeni hareketin siyaseten SHP'ye yakın, tavır olarak DSP gibi hareket edeceği öne sürülebilir.

Kemal Kılıçdaroğlu - Özgür Özel

NATO'NUN METRO KARARGÂHI

Geçen hafta Londra metrosunda ilginç bir tatbikat vardı. Kullanım dışı bir metro istasyonunu karargâh yapan İngiliz askerleri Rusya'nın Estonya'yı işgali senaryosunu çalıştı. NATO, 2030 yılı için böyle bir ihtimal üzerinde duruyor. Avrupa'da bir kazan kaynıyor. Londra'nın tünelleri İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra tekrar savaşa hazırlanıyor.

Haberin Devamı

HOLLYWOOD-TÜRK MEDYASI KAPIŞMASI

Acun Ilıcalı'nın sahibi olduğu Hull City takımının Premier Lig'e yükselmesi sırasında gözlerden kaçan büyük bir mücadele daha yaşandı.