Yazı, Netanyahu yönetiminin ABD'yi İran savaşına çekerek sonra kendisi sıyrılması, Lübnan'da Gazze benzeri sistematik yıkım yapması ve teknoloji şirketi Palantir'in savaşçı yapay zeka çağını ilan etmesini birbirine bağlıyor. Yazar, küresel güç merkezi olarak davanan bu aktörlerin daha agresif bir dünya düzenini halkın gözü önünde inşa ettiğini iddia ediyor. Ancak, dünyanın dikkatinin çeşitlendiği günlerde bu koordineli hareketi gerçekten kimse fark ediyor mu?
Trump'ı İran rejimini devireceğine inandırıp savaşa girmeye ikna eden Netanyahu yönetiminin tavrı ABD için de ibretlik.
Şimdi bu karmaşadan sıyrılmaya çalışan Amerikalılar İran'dan çıkış yolu ararken Netanyahu hiçbir şey olmamış gibi ıslık çalarak bu kez Lübnan taraflarına odaklanmış vaziyette.
Önceki gün Haaretz gazetesinde Lübnan'ın güneyinde yaşananlara ilişkin önemli bir haber vardı.
Ateşkes kararına rağmen İsrail güçlerinin bölgedeki köyleri sistematik bir şekilde yok ettiği, tıpkı Gazze'deki gibi evlerin, okulların ve kamu binalarının yıkıldığı anlatılıyordu.
Dahası habere göre Gazze'deki yıkımdan sorumlu müteahhitler de şimdi Lübnan'a geçmiş.
Büyük iş makineleri de oradan bölgeye yollanarak Lübnan'ın güney köylerinde yıkımı görevine başlamışlar. Müteahhitlerin çoğu yıktığı bina başına para alıyormuş.
Savunma Bakanı Israel Katz geçenlerde Lübnan'daki sınır köylerinin "Gazze modeline göre yıkılacağını" açıklamıştı.
Haberin DevamıDünyanın ilgisi İran'daki diplomasiye dönmüşken anlaşılan bu plan işliyor.
Daha önceki bir filmi yeniden izliyor gibiyiz.
Yarın Lübnan ve İsrail'in Washington'da masaya oturması bekleniyor.
Umarım hepimizin gözü önünde yeni bir Gazze daha yaşanmaz.
İsrail ordusuna ait zırhlı araçlar ve ekskavatörler, Lübnan'ın güneyindeki Mais el-Jabal köyünde evleri yıktı.
KARANLIK BİR MANİFESTO
Geçenlerde "dünyanın en karanlık şirketi" olarak nitelendirilen Palantir'den bahsetmiş, yapay zekânın savaş alanlarından göçmen politikalarına kadar geniş bir alanda nasıl kullanıldığını anlatmıştım.
Türkiye'de sınırlı bir çevrede tanınsa da Palantir'in yeni dünya düzenindeki yeri sanırım yakın dönemde daha iyi anlaşılacak.
Şirket geçen gün sosyal medya hesabından CEO'su Alex Karp'ın yazdığı kitaba atıfta bulunarak 22 maddelik bir manifesto yayımladı.
Başı-sonu tutarlı bir metin olmaktan uzak olsa da bu manifesto bayağı ses getirdi.
İçinde barındırdığı öngörüler ve günümüzdeki savaşların kaderini belirleyen bir teknoloji şirketinin alenen dünyanın ahlak polisliğine soyunması bakımından ürpertici.
Birkaç maddesini özetleyeyim. Şöyle diyor Palantir:
Haberin Devamı- Yumuşak güç eskide kaldı. Artık sert güce ihtiyaç var ve bu yüzyılda sert güç yazılım üzerine kurulacak.
- Atom çağı sona eriyor. Artık yapay zekâya dayalı yeni bir caydırıcılık çağı başlamak üzere. Yapay zekâ silahlarını düşmandan önce biz üretmeliyiz.
- Bazı kültürler hayati ilerlemeler kaydetmiştir, diğerleri işlevsiz ve gerici kalmıştır.
- Savaş sonrası Almanya ve Japonya'nın askeri olarak pasifleştirilmesi politikasından artık geri dönülmelidir.
- Dünyadaki boş ve anlamsız bir çoğulculuğun sığ cazibesine karşı direnmeliyiz.
Özetle bugün çağdaş savaş makinesinin başında oturanlar bize yeni bir çatışma döneminin başladığını, bu savaşta silahları kendilerinin üreteceğini, bazı kültürlerin daha üstün, demokrasinin sığ bir şey olduğunu anlatıyor.
Haberin DevamıKendimizi bu yeni döneme hazırlamamız gerektiğini söylüyor.
Edebi açıdan bu manifestonun çok daha iyisini yıllar önce George Orwell yazmıştı.
Ancak ürkütücü olan, alanında tek sayılabilecek güce sahip bir teknoloji şirketinin bu manifestoyu uygulama imkanına sahip olması.
Palantir CEO'su Alex Karp
BİZİM ATOM'UN ADAŞLARI
Palantir'in manifestosunda "Atom çağı sona eriyor" ifadesini okuyunca aklıma geldi.
Lakabını çok sevdiği için Seyfullah olan ismini mahkeme kararıyla Atom olarak değiştiren arkadaşımızı görmüşsünüzdür.
Ben haberlerde izledim, o kadar savaşın çatışmanın arasında gülümsetti.

5