'Yeni dünya düzeni' ne anlatıyor

ÖNCEKİ günkü Hürriyet'in manşeti "Yeni bir dünya kuruluyor" idi.

Gerçekten de son bir haftada Avrupa - ABD hattında yaşananlara bakınca 80 yıllık dünya düzeninin kökünden sarsıldığı ortada.

Grönland meselesi henüz detayları açıklanmayan bir barış içinde çözülse bile bu hatta izi hiç silinmeyecek bir yara bırakacak.

Yeni sürecin mimarının Trump olduğu aşikâr.

Fakat bunu mevcut düzenin en önemli sembollerinden biri olan Davos'taki bir törenle dünyaya ilan etmesi de manidar.

Gazze Barış Kurulu, Davos'taki törenle birlikte Barış Kurulu ismini alarak daha geniş kapsamlı bir role büründü.

Hatırlanacak olursa ABD'nin Gazze barış misyonu esasen gücünü bir BM Güvenlik Konseyi kararından alıyor. O oylamada Çin ve Rusya itiraz etmemiş, çekimser kalmıştı.

Ancak imzalanan Davos tüzüğü, BM'nin kontrolü dışında ayrı, gönüllü ve daha geniş çerçeveli bir yapıyı işaret ediyor.

Haberin Devamı

İmza töreninde ABD'nin doğal müttefiki sayılan İngiltere, Almanya ve Fransa gibi batılı güçler yoktu.

Ancak Trump yönetimini şimdilik işin bu boyutu pek ilgilendirmiyor.

ABD için burada en kritik nokta Çin ve Rusya vetosunun bulunmadığı bir forum oluşturmak.

Trump, eğer Grönland meselesini istediği gibi çözerse, aynı tehdit ve teşvik mekanizmasını kullanıp Avrupa'yı bir şekilde bu yeni düzene katabileceğini hesaplıyor olmalı.

Onun için asıl mesele Rusya ve Çin'in yarattığı "bürokrasiden" kurtulmak.

Ama işin başka bir boyutu daha var.

AVRUPA ÇİN'EYAKLAŞIYOR

Trump Grönland'da zirveye çıkardığı tehdit tonuna devam ettikçe Avrupa ekonomik açıdan Çin'e yaklaşıyor.

Bugünlerde Avrupalı siyasetçilerden, "öngörülemez ABD'ye karşı, tutarlı bir Çin'i tercih ederiz" görüşü sıklıkla dillendiriliyor.

Üstelik sadece Avrupa değil, Trump'ın bir ABD eyaleti olarak gördüğü Kanada da Avrupalı müttefikleriyle aynı sırada hizalanmış durumda.

Davos'ta Ursula von der Leyen'in "yeni bir Avrupa bağımsızlığı" çağrısını ve Kanada Başbakanı Mark Carney'nin "orta güçler kendi yolunu çizmek zorunda" vurgusunu bu bağlamda değerlendirmek mümkün.

Haberin Devamı

Tarihin garip bir noktasındayız.

Trump, Çin ve Rusya'dan bağımsız kendi düzenini kurmaya çabalarken Avrupa'yı ekonomik açıdan Çin'e doğru itekliyor.

Ukrayna konusunda ise Rusya'yı Avrupa'ya tercih eder bir biçimde hareket ediyor.

Bu öngörülemez hal, eski gücünden uzak durumdaki Avrupa'yı sancılı yeni arayışlara itiyor.

Avrupa'nın önünde şimdi yeni ama oldukça belirsiz bir alan açılıyor.

Bununla birlikte, Türkiye'nin Davos'taki imzayla yeni bir dünya düzeni oluşturmaktan ziyade Gazze'yi esas aldığını düşünüyorum.

Gazze Barış Kurulu'nda yer almak Türkiye'nin 7 Ekim sonrasında yürüttüğü aktif diplomasinin doğal ve beklenen bir sonucu.

Yaşanan katliama en yüksek sesle itiraz eden ülkenin Gazze'nin geleceği konusunda söz sahibi olması beklenmeli.

Haberin Devamı

Ancak Trump yönetiminin Davos'ta, Gazze'nin ötesinde bir işaret fişeği attığı da bir gerçek.

Bu yeni ve belirsiz dönem Türkiye açısından da riskler ve fırsatlar barındırıyor.

Yine de yeni dünya düzeninin, kimse için barışçıl bir gül bahçesi vaat etmediğini vurgulamak gerek.

İçinden geçtiğimiz dönemi geçenlerde Süleyman Seyfi Öğün,