İran'da ateşkes bilmecesi sürerken Trump, Çin seferine başladı.
Dünyanın iki ucundaki iki devin mücadelesi yakın gelecekteki pek çok sorunun gidişatını belirleyecek.
Bugün ABD ve Çin yalnızca gümrük tarifeleri, çipler ve nadir elementler için mücadele etmiyor. Ekonomilerin nasıl büyüyeceğini, devletlerin nasıl yöneteceğini ve orduların nasıl savaşacağını şekillendirecek bir teknoloji için de yarışıyor.
Evet, yapay zekâdan bahsediyorum.
İki ülke arasında şu an belki de İran savaşı ve enerji krizinden bile önemli bir mesele var: Yapay zekânın geleceği.
Adını koymak gerek. Bu konu günümüzün "nükleeri" haline geldi.
Kontrolden çıkabilecek çok güçlü bir yapay zekâ hem ABD'nin hem de Çin'in ortak korkusu.
Bu korkunun tıpkı soğuk savaş dönemindeki gibi bir politika yaratmasına kesin gözüyle bakılıyor.
Yani ya yapay zekânın iki öncüsü beraber hareket ederek gerekli düzenleme ve kısıtlamaları getirecek ya da Terminatör filmine benzer bir "makinelerin isyanıyla" karşı karşıya kalacağız.
Haberin DevamıKulağa bilimkurgu gibi gelse de tehdit gerçek.
Aslında Çin ve ABD bu konuda bir süredir çalışmalar yürütüyor. Joe Biden döneminde iki ülke arasında Kaliforniya'da yapay zekânın tehlikeleri üzerine ilk üst düzey görüşmeler gerçekleştirildi.
Hatta Trump'ın ikinci kez seçildiği günlerde Peru'da bir mutabakata da varıldı. Her iki taraf da yapay zekâyı nükleer silahların komuta ve kontrol mekanizmalarının dışında tutmayı kabul etti.
Tıpkı Soğuk Savaş döneminde nükleer konusunda olduğu gibi Pekin ve Washington arasında bir yapay zekâ "kırmızı telefon hattı" oluşturulması kararlaştırıldı.
Fakat Trump döneminde bu işbirliği konusunda adım atılmadı.
Çinliler zaten kısıtlama olmazsa yapay zekâ yarışında ülkelerinin ABD'ye karşı avantaj sağlayacağını düşünüyor.
Ancak tam da ziyaret öncesinde ortaya çıkan yeni bir yapay zekâ ürününün hem Çin hem de ABD cephesinde bir panik havası estirdiği iddia ediliyor.
ABD menşeili Anthropic'in yeni modeli Mythos şimdiye kadar üretilen en tehlikeli yapay zekâ ürünü olarak kabul ediliyor.
Haberin DevamıDevletin veri tabanları, finansal kurumlar ve sağlık programları dahil olmak üzere dijital iletişim sistemlerine sızabilen ve bunları istismar edebilen, sonucu kestirilemez emsalsiz bir siber silah olarak görülüyor.
Çin'in endişesi anlaşılabilir. Peki Trump yönetimi bir Amerikan şirketinin ürününden niye panik oluyor
Aslında ABD açısından iki temel korku var: İlki, teknoloji şirketlerinin tam serbestlik ortamında aşırı güç kazanarak "devleti ele geçirmesi" ihtimali. İkincisiyse Çin'in bu teknolojiyi çalıp Amerika'ya karşı kullanması.
Buna engel olmanın bilinen tek yolu yapay zekâ diplomasisine geri dönüp iki ülkenin bu konuda işbirliği yapması. Pekin ziyaretinin ve yakın geleceğin en kritik meselesi bu.
Haberin DevamıHANTA'DA KRİTİK SORU: KARANTİNA
Kuş gözlemi yapma uğruna ölümcül virüsü kapıp dünyayı paniğe sokan geminin yolcuları ülkelerine döndü.
Dünya Sağlık Örgütü Genel Sekreteri paniği engellemek için "Bu Covid gibi kolay bulaşan bir virüs değil. Her şey kontrol altında" dese de aklıma takılan bir nokta var.
Operasyon sırasında İspanya Sağlık Bakanı, "Her ülke kendi izolasyon yöntemini uygulayacak" dedi.
Üç Türk vatandaşının testlerinin negatif çıkması sevindirici.
PCR testleri negatif çıktığında ileriye dönük sorun olmayacağı söylense de beni en çok Fransa, İngiltere ve ABD'ye giden yolcuların karantinası düşündürüyor.
Çünkü pandemi sırasında bir türlü karantinayı uygulamayı başaramayan bu ülkelerde vakalar patlamış ve pandemiye dönüşmüştü.
Haberin Devamı20 İngiliz yolcu daha önce Covid döneminde Wuhan'dan ilk getirilenlerin kaldığı hastaneye alındı.
Üç günlük karantinanın ardından evlerine yollanacaklar. Kendi evlerinde 42 günlük karantinayı tamamlayacaklar. Ama hiçbirinin evinde 40 gün geçireceğini sanmam. Benzer durumun Fransa ve ABD'de de geçerli olacağını düşünüyorum.

26