İsrail'in Suriye'deki Ez-Zuhur havalimanını vurması, Ortadoğu'da gerilimi artırmak için hesaplanmış bir hareketti.
Siyaseten zor durumdaki Netanyahu'nun televizyona çıkıp saldırıyı kişisel olarak üstlenmesi bunun bir seçim kampanyası olduğunun kanıtı.
Ancak Suriye'de bir hafta içinde yaşananlar bize sahada ve masada farklı gelişmelerin olduğunu ortaya koyuyor.
Birkaç gün önce PKK'nın Suriye uzantısı SDG, Suriye ordusuyla bütünleşmeye yönelik resmi sürecin tamamlandığını açıkladı. Örgüt lideri Mazlum Abdi, sürecin bir ay içinde tamamlanacağını söyledi.
Suriye yönetimi tarafından da bu açıklama tasdik edildi. Tabii, PKK'nın silahsızlandırılma sürecinin Suriye'yi de kapsaması gerektiğini düşünen Türkiye açısından bu önemli bir gelişme. Ancak Suriye'de "tek ordu" yönünde ilan edilen kararın uygulanışını görmek Türkiye açısından asıl kriter olacak.
Haberin DevamıDiğer önemli gelişme ise Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile Mossad Direktörü Roman Gofman'ın önceki gün Ürdün'de ABD arabuluculuğunda buluşmasıydı.
Bunun gerilimi azaltmaya yönelik bir hamle olduğu açık.
Suriye'ye ait Golan Tepeleri'ni elinde tutan İsrail, son dönemde tampon bölge ve Dürzilerin güvenlik kaygısı gibi gerekçelerle Suriye'nin güneyinde daha büyük pay kapmak için girişimlerde bulunuyor. Tabii geçen haftaki Ez-Zuhur saldırısı bu gerilimi bir kriz boyutuna taşıdı.
Ancak Şeybani, Gofman görüşmesi Netanyahu'nun kriz ve gerilim politikasına rağmen masada farklı bir gerçeğin bulunduğuna yönelik bir işaret.
Tam da bu görüşmenin sonrasında ABD'den Suriye konusunda iki kritik hamle daha geldi.
Suriye, tam 47 yıl sonra "Teröre destek veren ülkeler listesinden" çıkarıldı.
Bu gelişme, Şara hükümetinin, uluslararası mali sisteme entegre olması açısından belki de en önemli adım. Türkiye de Suriye hükümetinin elini güçlendirecek bu kararı olumlu karşıladı.
Haberin DevamıABD Dışişleri Bakanlığı ayrıca Esad'ın devrilmesinde en aktif rolü oynayan HTŞ'yi terör listesinden çıkardığını açıkladı. Bu da Şara'ya verilen açık bir destek.
Özetle, Netanyahu'nun Suriye'de kaynattığı kriz kazanının hemen ardından yaşananlara bakıldığında sahada ve diplomasi cephesinde farklı adımlar atıldığı görülüyor.
PLASTİK ATIKLAR İÇİN ÖNEMLİ BİR GİRİŞİM
Mikroplastikler, dünyanın henüz nasıl çözüleceği bilinemeyen en büyük dertlerinden biri.
Okyanusların en ücra köşelerinden anne sütüne kadar ulaşmadığı yer yok.
Son dönemde özellikle Adana ve Mersin kıyılarındaki plastik atıklar ve çevreye yayılan mikroplastikler epey tartışma konusu.
Daha önceleri bu bölgede Türkiye'nin yurtdışından ithal ettiği geri dönüştürülebilir atıkların arıtma tesislerinin yetersizliği dolayısıyla çevre kirliliğine yol açtığı iddia edilmişti.
Haberin DevamıSıfır Atık Vakfı geçen hafta bu konuda önemli bir girişime imza attı.
Adana, Mersin, Muğla ve Antalya'da aralarında valilik, üniversiteler, sivil toplum ve iş dünyasından isimlerin bulunduğu bir inisiyatif başlattı.
Bu konuda ulusal bir eylem planı hazırlanacak.
Plastik atık konusu tek bir kurum veya sektörün çözebileceği bir sorun değil. Çok taraflı, yoğun ve kararlı bir mücadeleyi gerektiriyor.
Akdeniz ve Ege'de yeni ilan edilen deniz milli parklarımız ekolojik açıdan da bir ilk sayılırken mikroplastikler için de bir ulusal eylem planı oluşturmak çok yerinde olur.
ÖLÜMCÜL BİR SOSYAL MEDYA AKIMI
Zaman zaman Türkiye'de de görüyorum. Otomobille ya da motosikletle kamuya açık yerlerde tehlikeli sürüş yapmaya dair bir sosyal medya akımı var. Adına "Joyride" (Keyif Sürüşü) deniyor.
Haberin DevamıAynı ismi taşıyan eski ve güzel Roxette şarkısının aksine bu sürüş ölümcül olabiliyor. Geçen hafta İrlanda'da, birkaç gün önce ise İngiltere'de "Joyride" iki ayrı kazada toplam 12 kişinin ölümüne yol açtı.

12