Sosyal medyaya sigara gibi yaklaşmalı

İÇ siyasetin boğucu gündemi çoğu zaman başka meseleleri etraflıca tartışmamızı engelliyor.

Oysa bugünlerde Türkiye'nin önünde bütün dünyayla benzer büyük bir mesele daha gündemde: Sosyal medya ve çocuklar.

Türkiye tıpkı Avustralya ve İngiltere gibi 16 yaşın altındaki gençlere sosyal medyayı yasaklamaya hazırlanıyor. Fransa ve birkaç Avrupa ülkesi de aynı yolda.

Bütün bu ülkelerde mutabık kalınan nokta aynı: Sosyal medya bu haliyle çocuklara ve gençlere zarar veriyor.

Ancak çözümün nasıl olacağını henüz kimse bilemiyor.

Eski haritaları çizenler henüz gidilmemiş denizler için "Burada canavarlar yaşar" diye not düşerlermiş.

Sosyal medya kısıtlaması konusunda da bütün dünya şimdi haritanın henüz çizilmemiş noktalarına yolculuk ediyor. Canavarlarla nasıl mücadele edeceğimiz belirsiz.

Bir tarafta hemen herkes için çok cazip, karşı konulmaz görünen ancak gerçeklik algısını eğip büken, bağımlılık yaratan bir dünya var.

Haberin Devamı

Peki ama büyüklere hak görülen bu dünya gençlere neden yasaklanıyor

Asıl mesele bu soruya dünya çapında hakkaniyetli bir yanıt bulmak.

Sosyal medyaya yönelik yasaklar bütün iktidarlar açısından politik bir manevra alanı olarak da görülüyor. Bu, doğal olarak özgürlüklere müdahale tartışmalarını da körüklüyor.

Fakat son zamanlardaki akademik çalışmalar çocuklar için bu konuya tıpkı sigara gibi yaklaşılması gerektiğini söylüyor.

Birkaç gün önce Academy of Medical Royal Colleges'ın (AOMRC) yayınladığı raporda sosyal medyanın çocuklarda sigara kadar zararlı olduğu iddia edildi.

454 tıp doktorunun çalışmasıyla oluşturulan rapor bu konuda şimdiye kadarki en kapsamlı değerlendirmelerden biri.

AOMRC'nin raporu ekran süresi arttıkça çocukların daha zararlı içeriklere ulaşmaya başladığı, tıpkı sigara gibi daha fazlasını istediklerini ve bir süre sonra çocukların "radikalleşebildiğini" iddia ediyor.

Bugünkü haliyle büyük teknoloji şirketleri gençleri ve çocukları deneme tahtası gibi kullanıyor. Algoritmalar üzerinden ürün testi yapılıyor ve bunun adına "inovasyon" deniyor. Amaç kullanıcıyı mümkün olduğu kadar uzun süre ekran başında tutabilmek.

Haberin Devamı

Bu tıpkı 1950'lerde sigara şirketlerinin bağımlılığı artırmak için tütüne farklı maddeler karıştırmasına benziyor.

İngiltere'de çocukların internet güvenliği konusunda çalışan sivil toplum örgütü Mumsnet ülke çapındaki ilan panolarını tıpkı sigara paketleri gibi giydirip sosyal medya yasağına destek çıktı.

Sosyal medya düzenlemesinin doğru zeminde tartışılması için sigara örneğinin önemli olduğunu düşünüyorum.

KAYBETMENİN GÜRÜLTÜSÜ

SAVAŞ stratejileri konusunda hatırı sayılır akademisyenlerden Michael Clarke geçenlerde ABD'nin İran savaşında geldiği noktayı şu cümleyle özetledi: "Taktik olmadan strateji, zafere giden en yavaş yoldur. Strateji olmadan taktik ise yenilgi öncesindeki kuru gürültüdür."

Haberin Devamı

Savaş Sanatı kitabıyla bildiğimiz Sun Tsu'ya atfedilen bu söz gerçekten de ABD Başkanı Trump'ın pozisyonunu iyi anlatıyor.

Clarke, Trump'ın siyasi olarak bu savaşı kaybettiğini ve pozisyonunu değiştirmek için "gürültü" yaptığını söylüyor.

Bu haliyle Trump ne kadar çok meseleyi ortaya atarsam postu o kadar pahalıya satarım havasında. İbrahim Anlaşmaları çıkışı da bu çerçevede değerlendirilebilir.

Trump tartışma yaratmak, konuşulmak, konuyu başka taraflara çekmek istiyor ki bu gürültüde mağlubiyet anlaşılmasın.

KERAMET DOPİNGDE DEĞİLMİŞ

BİRİLERİ "Çok zengin olunca yapılacak şımarıklıklar" listesine eklemiş olmalı ki karşımıza bir de dopingli olimpiyatlar çıktı.

Haberin Devamı

Geçen hafta Las Vegas'ta yapılan "Enhanced Games" (Geliştirilmiş Oyunlar) etkinliğinde dopingli atletler ile doping almayan atletler bir arada mücadele etti.

Yarışların fikri biraz biyoteknoloji şirketlerinin pazarlamasından ortaya çıkmış.

Kurucuları doping yasağının modası geçmiş bir uygulama olduğunu düşünüyor.

İlaçlar ve yardımcı maddelerle insanların "üst sürüme" geçeceğini iddia eden bir grup zengin, büyük paralar karşılığında dopingli ve dopingsiz atletleri aynı yarışta toplama başarmış.