Yazar, İran savaşı sonrasında Avrupa'nın yeniden şekilleneceğini, Macaristan seçimlerinin birleştirici bir alternatif sunduğunu savunuyor. AB'nin Trump yönetiminin baskısı altında ya aşırı sağa kapılması ya da İngiltere, Türkiye, Norveç gibi ülkelerle genişleyerek güçlenmesi gerektiğini öne sürüyor. Ancak bu stratejik açılım, hayal mi yoksa Brexit sonrası çatlamış bir birliğin gerçekçi yolu mu?
İran savaşı henüz sona ermese de ortada net bir sonuç var: Bu çatışmanın uzun süreli etkisiyle bazı kartlar yeniden dağıtılacak.
Macaristan seçimleri, "zoraki Avrupa ittifakı" olarak tanımladığım yeni düzenin işaret fişeği olarak görülebilir.
Her ülkenin iç koşulları kendi içinde farklılık taşısa da 16 yıllık Viktor Orban iktidarının sona ermesi Avrupa Birliği içinde birleştirici ve yapıcı yeni bir dalga yaratabilir.
Fransa'da 2007'de Sarkozy'nin iktidarıyla başlayan Avrupa'nın sağ dalgası, büyük göçmen kriziyle harmanlanıp 10 yıl içinde korkutucu şekilde birçok ülkede aşırı sağ dalgaya dönüştü.
Şimdi Macaristan seçimlerini kazanan Peter Magyar, merkezi bir sağ alternatif olarak yeni bir akım yaratabilir.
Trump yönetiminin Avrupa'yı adeta ezen tutumuna ve yaşanan enerji krizine karşı AB'nin önünde iki yol görünüyor:
m Ya aşırı sağın tuzağına düşmek... Bu açıkça birliğin sonunu getirir.
Haberin Devamım Ya da Macaristan seçimlerinin gösterdiği gibi daha kapsayıcı ve birleştirici bir AB'ye dönüşmek.
Temsili yapay zekâ görseli.
ZELENSKİ'NİN ÇIKIŞI
Bu süreçte Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski'den ilginç bir çıkış geldi: "Eğer ABD, NATO'dan çekilecekse Avrupa güvenliği sadece AB'ye kalacak. Bu durumda Birleşik Krallık, Ukrayna, Türkiye ve Norveç AB üyesi olmalı."
Zelenski bu pozisyonunu tamamen Rusya'ya karşı alsa da AB'nin ve NATO'nun geleceği açısından önemli bir noktaya da değiniyor.
Ukrayna'nın mevcut koşullarda NATO'ya girme ihtimali pek yok. Ben Trump'a rağmen ABD'nin NATO'dan çıkacağını da düşünmüyorum.
Aksine bugün NATO'nun Avrupa savunmasının belkemiğini ittifakın kuzey ve güney uçlarını tutan iki ülke, İngiltere ve Türkiye oluşturuyor.
Her iki ülke de AB üyelerinin çoğunluğunun aksine NATO'da yeni inisiyatifler ve askeri işbirliğiyle ortak savunma planına önemli katkılar veriyor.
Avrupa Birliği için en iyi senaryo, önündeki bu tabloyu dikkate alarak yenilikçi ve daha genişleyici bir tutum almak.
Macaristan seçimleri, birlik açısından bir fırsat.
Aksi halde son 10 yılda çatırdayan gemi bu yükü daha fazla taşıyamayabilir.
Haberin DevamıABD, ÇİN DONANMASINI KARŞISINA ALACAK MI
ABD'nin Hürmüz ablukasını yeniden masaya dönmek için bir hamle olarak yorumlamak mümkün.
Bunun gerçek bir abluka mı yoksa askeri bir blöf mü olduğu ABD'nin Çin tankerlerine karşı alacağı tavırla netleşecek.
Dün öğlen saatlerinde ablukaya rağmen iki Çin tankerinin Hürmüz Boğazı'nı geçtiği haberi geldi. Beklenen de buydu.
Aksi durum savaşın tamamen raydan çıkmasıyla sonuçlanabilir.
Amerikan donanması Çin'e ait bir tankere el koymaya çalışırsa (ki düşük bir ihtimal) Yemen'in karşısında bulanan Cibuti'deki devasa Çin üssünden donanma gemilerinin bölgeye sürülmesi gündeme gelir.
İşte bu senaryo, çatışmayı bambaşka bir noktaya taşır.
Haberin DevamıAB İÇİN VIII. HENRY GÖREVE
2016'da yapılan referandumla Avrupa Birliği'nden ayrılan Birleşik Krallık, bugünlerde yeniden birliğe demir atma çabası içinde.
Brexit hükümetleri döneminde yaşanan ekonomik faturanın ardından iki sene önce iktidara gelen İşçi Partisi, AB ile daha yakın işbirliği sözü vermişti.
Rusya ve İran savaşlarının tetiklediği enerji krizi, İngiltere'yi tekrar AB konusunda "ciddi düşünmeye" itti.
Hatta Starmer hükümeti, şu ara AB ile ortak pazarı tekrar kurabilmek için Parlamento yetkilerini kısıtlayan tarihi bir adım atmaya hazırlanıyor.
"VIII. Henry yetkileri" denen uygulamaya göre bir konuda yapılan bir yasa daha sonra Parlamento denetiminde olmayan kararnamelerle değiştirilebiliyor.

3