TARİHTEKİ en sıcak mevsim yaşanırken ve iklim krizi her yeri vururken, sizi buz gibi bir döneme götüreyim.
Kayıtlı bilgilere göre 1641 yazı Kuzey Yarımküre'de buz gibi geçmişti. Buzul genişlemesi kış aylarında Baltık Denizi'ni, Tuna Nehri'ni ve İstanbul Boğazı'nı tamamen dondurmuştu.
Uzun kışlar ve soğuk yazlar 17. yüzyıl boyunca sürdü. İklim bilimciler bu dönemi "Küçük Buzul Çağı" olarak tanımladı.
Geleneksel tarihçiler ise aynı dönemde yaşanan siyasi ve sosyal gelişmelere bakıp bu çağa "Genel Kriz Dönemi" demişlerdi.
Çok zaman sonra ta 1990'larda iki bilim dalı ortak çalışmaya başladığında 17. yüzyılda yaşananları net olarak anlayabildik.
1677'de Londra'daki buz tutmuş Thames Nehri
Bir iklim krizi, doğudan batıya her yeri aynı şekilde vurmuş, savaşları, isyanları, göçü ve ölümleri tetiklemişti.
Haberin DevamıAvrupa'da 30 Yıl Savaşları, Osmanlı'da Celali İsyanları, Çin'de hanedan değişimi, Rusya'da ve Fransa'daki kaosun aynı zamana denk gelmesi işte bu iklim kriziyle ilişkilendiriliyor.
O dönem hakkında önemli eserlerden birini yazan tarihçi Geoffrey Parker, iklim krizine bağlı olarak yaşanan tarımsal sıkıntıya dikkat çekiyor.
Hasat sıkıntısı hemen her yerde kıtlığa yol açtı. Kıtlık açlığı, açlık hastalıkları ve ölümü getirdi.
Eldeki belgeler aynı dönemde Alplerde neredeyse bütün tarlaların yok olduğunu, Sicilya'dan Stockholm'e ekmek fiyatları yüzünden isyan çıktığını, Osmanlı'daki köylerin üçte birinin terk edildiğini gösteriyor.
Hindistan'da 1 milyon, Japonya adalarında 500 bin kişinin kıtlık dolayısıyla yaşamını yitirdiği düşünülüyor.
İklim krizinin etkilerinin zirveye çıktığı 1648 yılı bütün Avrupa için felaketti.
Moskova'da açlıktan isyan eden kitleler "Tuz Ayaklanması"nı başlattı. Fransa'da 14. Louis'ye karşı Fronde kalkışması yaşanırken, Osmanlı'da Sultan İbrahim tahttan indirildi. İngiltere ve İskoçya'daki iç savaşlar da aynı yıl başladı.
Kısa süren Küçük Buzul Çağı'nın insanlığa faturası ağır oldu. Dünya nüfusu, üçte bir oranında azaldı. Kalanlarsa öncekilere göre daha zayıf, daha sağlıksızdı.
Haberin DevamıFransız askeri kayıtlarına göre bir nesil sonra doğanlar neredeyse 3 santimetre daha kısaydı.
Çiçek ve veba salgınları da bu iklim krizinin kanlı mirası olarak tarihe geçti.
Biliminsanları neredeyse dört asır sonra şu anda dünyanın benzer bir iklim kriziyle karşı karşıya kaldığını düşünüyor.
Bu kez düşman soğuk değil, kontrolsüz artan sıcaklar. Bu yıl orman yangınları tüm Avrupa'yı kavurdu. Rusya'dan İngiltere'ye kadar yaşanan kuraklığın tarım ürünlerini etkilemesi bekleniyor. Benzer bir krizin 17. yüzyılda yaşanan felaketlere yol açabileceği iddia ediliyor.
Yine de bu kez elimizin daha güçlü olduğunu söyleyebiliriz.
Dört asır önce insanlık beklemediği bir iklim felaketine hazırlıksız yakalanmıştı. Bu kez karşı karşıya olduğumuz tehlike çok daha öngörülebilir.
Haberin DevamıÜstelik teknoloji de hiç olmadığı kadar insanlığın yanında. Ancak sıklıkla unutulan bir nokta var. En önemlisi iklim krizine karşı hepimizin aynı gemide olduğunun farkına varabilmek.
1648'de Moskova'daki Tuz Ayaklanması
EVLİYA ÇELEBİ'NİN GÖZÜNDEN İKLİM KRİZİ
17. yüzyıl iklim krizi hakkında okurken aklıma bizim topraklardan bu konuda yazılıp çizilenler geldi.
Tarihimizin en renkli simalarından Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinde gerçekten de Küçük Buzul Çağı'nın izlerine rastladım.
Çelebi, 1651 yılında Rumeli toprakları üzerinden genişçe bir Balkan turu yapmış ve Tuna Nehri'nin donmasını hayretle anlatmış: "Tuna üzerinde bulunan Eflâk, Boğdan ve daha nice köy ve şehir taraflarından binlerce kızaklı mandalarıyla buz üzerinde odunlar, belvan direkler ve çeşitli yiyecek içecek şeyler gelir. Binlerce Silistreli ahbaplarıyla Tuna buzu üzerine çadırlar kurup yiyip-içerler ve buzda kayanlar olur ki, garip bir seyirliktir."
Haberin Devamı
18