DÜNYA Kupası'na ev sahipliği yapan ülkenin ayakla oynanmayan bir oyuna "futbol" demekte ısrar ediyor olması moralleri bozmasın.
Turnuva öncesinde yaşananlar bile kupa ateşini söndürmeye yetmez. Futbolun güzelliği biraz da herkesin kendi bahanesini bulmasında.
Benim için de bu Dünya Kupası'nı takip etmek için birkaç neden var.
EYT'YE TAKILMAYANLAR:
Messi ve Ronaldo'yu bu kez muhtemelen gerçekten son kez Dünya Kupası'nda görüyoruz. Herkesin gözü turnuvanın genç yıldızlarındayken ben bu iki efsane dışında 40'lar kulübüne girmesine rağmen futboldan kopmayan Luka Modriç, Edin Ceko, Manuel Neuer'e ve oynayabilirse İskoçya'nın 43 yaşındaki kalecisi Craig Gordon'a bakacağım.
Haberin DevamıLionel Messi - Cristiano Ronaldo
POLİTİK EŞLEŞMELER:
Her Dünya Kupası'nın kendine göre politik bir hikâyesi olmuştur. Bu turnuvanınki FIFA'nın ev sahibi ülke seçimiyle başlayıp takımların, oyuncuların, hakemlerin ve taraftarların vize bariyerine takılmasıyla şekillendi.
Trump yönetimi bu turnuva vesilesiyle göçmen politikasını her dünya vatandaşına tatma fırsatı verdi. Ama futbol tesadüfleri sever. İkinci turda İran ve ABD'nin eşleşme ihtimali var. Eğer gerçekleşirse, Rocky 4'ten bu yana en politik karşılaşmaya tanık oluruz.
MELEZ TAKIMLAR:
Avrupa'da aşırı sağ yükselirken bütün Avrupa takımlarının melezleşmesi kaderin bir cilvesi mi Göçmenleri kapı dışarı etmek isteyen aşırı sağcıların göçmen futbolcuların gollerine sevinmesi biraz trajik. Ama başarı ırkçılığı bile örtebilen bir cila. Fransa, Almanya ve İngiltere bu açıdan izlemeye değer.
MAZLUM MİLLETLER:
Ürdün, Özbekistan, Curaçao, Cape Verde kupaya ilk kez katılıyor. Denk gelirse maçlarını izlemek isterim. Ama gönlüm daha çok Bosna'nın, Haiti'nin Afrika'nın mazlum milletlerinin yanında. Cezayir'in kalesinde Zidane'ın oğlu Luca'nın olması da sempati yaratıyor.
Haberin DevamıLuca Zidane
FUTBOL KAOSU:
Meksika-Güney Afrika arasında oynanan ilk maçtan anlaşıldığı kadarıyla kaosu bol bir turnuva bizi bekliyor. Bence Dünya Kupası'nı keyifli yapan unsurlardan biri bu. Tabii bu yıl 48 takımın katıldığı ve olay merkezinin Amerika olduğu düşünülürse FIFA, kaosa pek de mütevazı olmayan bir katkı yapmış sayılır.
Turnuvanın açılış maçını Meksika-Güney Afrika oynadı. Maçı turnvanın da ev sahiplerinden olan Meksika 2-0 kazandı.
ÜÇÜNCÜ TÜRDEN YAKINLAŞMALAR:
Turnuvadaki 48 takımın 28'ini yabancı teknik direktörler çalıştırıyor. Şimdiye kadar yabancı bir teknik direktörle Dünya Kupası kazanan takım yok. Ama bu sene görme ihtimalimiz yüksek. İtalyan Carlo Ancelotti'nin Brezilya'nın başında olması enteresan. Ama İngiltere'nin teknik direktörünün bir Alman, Thomas Tuchel olması daha da enteresan.
Haberin DevamıCarlo Ancelotti - Thomas Tuchel
KIRMIZI-BEYAZ HAYALLER:
2002 Dünya Kupası sırasında üniversite öğrencisiydim. Senegal-Türkiye çeyrek final maçı için arkadaşlarla bir kafede toplanmıştık. İlhan Mansız'ın uzatma dakikalarında attığı fantastik golün ardından masadan kalkıp sevinçle koşmaya başlamış kendimi iki sokak ötede tanımadığım insanlarla sarılmış

14