TÜRKİYE, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, uluslararası gündemin en sıcak konularından biri.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konudaki en geniş kapsamlı değerlendirmeyi birkaç gün önce Londra'da yayınlanan Şarku'l Avsat gazetesindeki söyleşide yaptı.
Söyleşiden yola çıkarak Mekke Anlaşması'nın Türkiye açısından önemini 5 noktada özetlemek mümkün:
- Anlaşmanın özü BM'nin 51. maddesinde ifade edilen meşru müdafaa hakkına dayandırılıyor.
- Ana amacın caydırıcılığı artırmak; ülkeler arasındaki dayanışmayı güçlendirmek ve bölgedeki istikrarı korumak olduğu vurgulanıyor.
- Özellikle ABD-İran gerilimine karşı kurulmuş geçici bir blok olmadığı; hiçbir devleti hedef almadığının altı çiziliyor.
- Uzun vadede daha geniş bir bölgesel işbirliği zemini öngörülüyor.
- Anlaşma, yalnızca askeri işbirliğini değil, terörle mücadeleden enerji arz güvenliğine, Hürmüz Boğazı'ndan deniz ticaret yolları güvenliğine kadar bir perspektif sunuyor.
Haberin DevamıAnlaşmaya ilişkin Türkiye'den gelen ilk tepkilerde bir kesim bunu İsrail'e, başka bir kesim ise İran'a karşı bir blok olarak gördü.
Sadece Türkiye değil, diğer iki imzacı devlet de bunun herhangi bir ülkeyi hedef almadığını vurguluyor.
Şarku'l Avsat söyleşisinde Erdoğan, başka bir noktayı da işaret ediyor:
"Avrupa büyük savaşlardan sonra önce ortak hareketle istikrar ve güvenliği sağladı, ardından ekonomik bütünleşme ve refaha yöneldi. Biz bütün bu acıları yaşamadan da birlikte bu aşamaya ulaşabiliriz... Körfez'in istikrarı aynı zamanda Asya, Avrupa ve Afrika arasındaki ekonomik bağların güvenliği bakımından da stratejik öneme sahiptir."
Büyük savaşlardan sonra Avrupa'daki istikrar Kömür Çelik Teşkilatı'yla başlayıp Avrupa Birliği'ne evrilmişti. Uzun vadede Mekke Anlaşması'nın da savunma ortaklığından daha kapsamlı bir bölgesel ittifaka dönüşmesinin hedeflendiği anlaşılıyor.
Avrupa ve Amerikan cephesinden bakan yorumcular da biraz bu yönü öne çıkartıyor. Mekke Anlaşması, Financial Times, Guardian, New York Times, Atlantic Council başta olmak üzere birçok mecrada yorumlandı.
Genel olarak Batı'daki yorumcular girişimi "Batı'ya karşı bir cepheleşme" olarak görmedi. Önemli bir stratejik bir hamle, bir niyet beyanı olarak değerlendirildi.
Haberin DevamıAnlaşmaya ABD'nin tüm dünyada yarattığı belirsizlikler nedeniyle doğabilecek güç boşluğuna karşı Ortadoğu'dan Güney Asya'ya uzanan perspektifte "orta güçlerin" inisiyatifi olarak bakılıyor.
Soğuk Savaş'tan bu yana benzerine pek rastlanmayan paktın uzun vadeli hedeflerinin katılımcı sayısının artmasına bağlı olarak değişebileceği anlaşılıyor.
ALTIGEN İTTİFAKA YANIT MI
ŞUBAT ayında Netanyahu, Hindistan Başbakanı Modi'nin ziyareti sırasında, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi'yle birlikte ismini vermediği bazı Arap ve Afrikalı devletlerle "Altıgen İttifaklar" kuracağını açıklamıştı.
Bölgeyi yakından takip edenler için Mekke Anlaşması, akıllara hemen bu girişimi getirse de sahada durum biraz farklı gözüküyor.
Haberin DevamıNetanyahu'nun muhteris tavrı şimdiye kadar Yunanistan'ı yanına çekmekten öteye gidemedi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan anlaşmasının ise bölgede genişleme ihtimali çok daha sahici gözüküyor.
Ancak "herhangi bir ülkeyi hedef almadığının" ısrarla vurgulanması daha kapsayıcı başka bir noktayı daha işaret ediyor.

14