Bugün size bir başarı hikayesinin dışında, merhametli iyilik sever, bir insan hikayesi anlatacağım.
Çünkü başarı rakamlarla ve koltuklarla ölçülür, değil mi
Ben size bugün sessiz bir merhamet ve iyi insan hikayesi anlatmak istiyorum.
Tam da bu günlerde.
İyiliği duymaya, okumaya, bilmeye, okumaya ve bulaştırmaya ne kadar çok ihtiyacımız var.
Bugün pazar günü.
Ailecek sıcacık evlerinizde olduğunuz bir gün.
İşte hep beraber okuyacağınız bir hikaye.
Hani o her bayramda, her özel anınızda evlerimize konuk olan o meşhur ferahlığın, insana yuva kokusu veren, Eyüp Sabri Tuncer Kolonya'larının arkasındaki isim Hasan Engin Tuncer.
Ben onu artık yakından tanıyorum.
Ben onu sadece başarılı bir iş adamı olarak değil bir vizyoner, bir aile babası ve hepsinden önemlisi sessiz bir yardımsever olarak tanıyorum.
Bilinsin hiç istemez.
Ama iyilik bulaştırıcıdır, içimde saklayamadım ve bence biraz bilinsin istedim.
Görünmeyen eller, duyulmayan yardımlar var ve bunu gösterişle yapmayan insanlar var.
Hasan Engin Tuncer bir yol seçmiş, Afrika'nın en yoksul ücra köşelerindeki kardeşlerimize iftar sofraları kurduruyor.
Kendisi gibi aynı merhamette arkadaşları var,
o sofralarda kendi adının geçmesini istemez, bilinsin istemez ve hiç reklam yapmaz.
O yardımlar gider, insanlar iftar yaparlar, dualar edilir ve Hasan bey o duaların içinde sessiz kalır.
İyi bir patron o ve onu anlata anlata bitiremeyen çalışma arkadaşları var.
Bugünün dünyasında hırsın ve egonun tavan yaptığı bu çağda, bu kadar mütevazi kalabilmek, bu kadar sessiz iyilikler yapabilmek gerçek bir inanç ve asalet gerektirir.
Sadece mis gibi kolonyaların kokusunu değil, merhamet de dağıtıyor.
Onu Türkiye Binicilik Federasyonu Başkanı olarak izlerken, affedici ruh taşıdığını bilerek, spora olan tutkusu, anlayışı ve kucaklayıcı tavrı ile izledim.

19