Mayıs ayı.
Bodrum'a gittim 3-4 günlüğüne.
Eskiden bu zamanlarda yani yaz başlangıcı bahar ayları, aman okullarda açık, henüz kimseler yok düşüncesi ile.
Şimdi çok sakin ve sessizdir tam zamanı diye konuşulan zamanlardı.
Yollarda kepçelerden, ağır inşaat makinalarından geçilmiyor.
Bütün sokaklar.
Bütün mahalleler.
İnanılmaz matkap sesleri ile çınlıyor.
İnşaatlarda, evlerde, bahçelerde nasıl bir telaş var anlatamam.
Yoğun telaş.
Yetiştirme telaşı.
Yorucu bir telaş.
Duymak, görmek anlamak o kadar yorucu ki anlatamam.
Tadilatların kıyameti gelmiş sanki.
Kışın kapalı olan evler, yaz geliyor açılacak ve hazırlanacak.
10 bin TL'den aşağı, ev açmaya gelen temizlik için tenezzül eden yok.
10 bin TL'den aşağı bahçeyi temizlemeye gelen, tenezzül eden bahçıvan yok.
Usta, eve geliyor ve evin tadilatını dinlemek için telaşı var, bir an önce para konuşmak istiyor.
Ne söylenirse tamam kolay diyor.
İlle de para diyor
Eh zorunlu teslim olacaksın.
Sonrası korkunç, söylediği hiçbir gün gelmiyor, geldiği zamanda telefonu susmuyor.
İşler hep aksi gidiyor.
Telefonda iş yaptığı herkese yalan söylüyor, yarım saate geleceğim, birazdan oradayım diyor.
Ayak üzeri söylediği yalanları takip etmenin imkansızlığı ile, yalanlarına razı olarak devam ediyorsun.
Kapıdan her çıkışta, para telaşında, para diyor.
İş için aradığında telefona çıkmıyor, mesajları okumuyor, kızıyor, geleceğim ya diyor.
Para için on defa üst üste arıyor, ablacığım diyor başka bir şey demiyor.
Bodrum masalı, kocaman bir ustalar yalan makinası hikayesidir.
En az yalan söyleyeni bulmak için çabalaman nafile.
Yalancılar diyarı.
Kolay işler değil biliyorum ve kabul ediyorum.
Ama yalana gerek yok ki!
Yap işini, kazan paranı bu kadar değil mi.
Peki adamlar, böyle sabahtan akşama kadar yalan dolan, aynı anda 3-4 ev tadilatı yaparken, para kazanırken, neden hiç paraları yok.

20