Ekonomi malum. Parası olan ile, parası olmayan arasındaki uçurum açılmış.
O kadar belirgin, o kadar belirgin ki. Tabi ki çantasında ne kadar parası var, cebinde ne kadar parası var, bilemeyiz. Ama daha net anlaşılan bir şey var ki Tavırlar. Param var tavrı. Param var tavrının vücut diline bulaşması.
Bulaşık gibi yani. Şak diye fotoğraf çekersiniz. 34 sene önce, kimsenin henüz oturmadığı, yeni satışa çıkmış bir siteden ev aldım. Tamamen tesadüf. Ne sitenin adına geldim, ne de bir sitede oturma merakından geldim. Bilmem ne sitesinde oturmanın aidiyet duygusu sebebim ise hiç olmadı. Aman çocuk babasız büyüyor, kontrolüm altında olsun diye düşünerek ve hiç de bu site olsun diye aklımdan geçirmedim. Ve site kısa zaman içinde doldu.
Bazen yan bloktan, bazen aynı bloktan 25-30 senedir beraber oturduğumuz insanlara denk geliyorum. Dikkat edin komşum demiyorum. İnsanlara denk geliyorsunuz. Selam vermekten kaçarcasına korkan başını öne indirip geçen insanlar.
Aynı çatı altında, 30 sene ve selam sabah yok çok değişik, değil mi Akil almaz tuhaflık duygusu, değil mi Senede 1 defa, site genel kurul toplantısında hiç tanımadığın insanlarla buluşma hali. Bu zenginim param var duygusu, sadece siteden ya da oturduğunuz yerden ibaret değil.
Belli başlı marketlere gidin. Kapının önünde arabadan inişlerine, alışveriş arabası ile içeride dolaşma davranışlarına ve alışveriş torbalarını arabaya yükleme tavırlarına bir bakın. Ben alabiliyorum davranış hali. Benim param var. Tamam var da, kim ne.

34