Venedik Film Festivali politik seçkiyle mi başladı

Venedik Film Festivali başladı ama bu yıl Lido'da konuşulanlar yalnızca filmler değil. Daha ilk günlerden itibaren siyaset, cinsiyet eşitsizliği, savaş, medya gücü ve Hollywood'un geleceği üzerinden tartışılıyor. Üstelik festivalin en büyük sürprizlerinden biri, bütün bu politik atmosferin ortasında gelen bir kahkaha ve gözyaşı oldu: Martin McDonagh'ın yeni filmi 'Wild Horse Nine'. Festivalin şu ana kadarki en güçlü prömiyerlerinden biri olan 'Wild Horse Nine', gösterimin ardından yaklaşık 13-14 dakika ayakta alkışla karşılandı. John Malkovich, alkışlar sırasında oldukça duygulandı; oyuncunun gözyaşlarını tutmaya çalışması gecenin en çok konuşulan görüntülerinden birine dönüştü. Ve daha festival bitmeden Hollywood'un klasik sorusu geldi: "Malkovich Oscar adayı olabilir mi"

KADIN YILDIZLAR BOL AMA...
Venedik'in kırmızı halısında kadın yıldızlar bol ama yarışma koltuğunda kadın yönetmenlerin sayısı aynı ölçüde yüksek değil. Jüri başkanı Maggie Gyllenhaal, daha festivalin başında bu tabloyu açıkça eleştirdi. Ana yarışmada kadın yönetmenlerin azlığını "sistemik bir problem" olarak tanımlayan Gyllenhaal, kadınların filmlerini finanse ettirmesinin hâlâ daha zor olduğunu söyledi. Bu yıl Altın Aslan için yarışan filmler arasında kadın yönetmenlerin sayısının son derece düşük olması, festivalin eleştiri oklarının hedefi haline gelmesine neden oldu. Festival yönetimi, kadın yönetmenlerin yarışma dışındaki seçkilerde daha fazla temsil edildiğini hatırlatıyor. Ama Gyllenhaal'ın sorusu hâlâ masada: Sektör gerçekten değişiyorsa, yarışmanın en prestijli bölümünde bunu neden göremiyoruz

Bu yıl Venedik'in siyasi atmosferinin en önemli başlıklarından biri de Gazze. Festival başlamadan önce sinema dünyasından çok sayıda isim, Venedik'in İsrail kurumlarıyla ilişkileri konusunda daha sert bir tavır alması çağrısında bulundu. Konu festivalin yalnızca dışarıdaki protestolarında değil, basın toplantılarında da gündeme geldi. Gyllenhaal'ın yaklaşımı ise oldukça net: Ona göre filmler zaten politik. Bu yılki Venedik seçkisine bakınca da bunu görmek mümkün. Gazze, Ukrayna, ICE, Amerikan müdahaleciliği ve otoriterlik farklı filmlerin arka planında karşımıza çıkıyor. Hollywood Reporter festivali şimdiden "en politik Venedik seçkilerinden biri" olarak tanımlıyor. Festivalin açılış filmi Danny Boyle imzalı 'Ink' de siyasetten uzak durmuyor. Film, basının sansasyonel haberciliğe yönelişini, medya gücünün nasıl dönüştüğünü ve gazetecilik ile ticari başarı arasındaki sınırların nasıl silindiğini anlatıyor. Bugünün medya dünyasında milyarderlerin, teknoloji şirketlerinin ve algoritmaların haber akışını belirlediği düşünüldüğünde 'Ink'in Venedik'te açılış filmi olması ironik.

YAŞAM BOYU CLOONEY
Venedik'in bu yılki en büyük yıldızlarından biri de George Clooney. Yaşam Boyu Başarı Altın Aslanı'nı alan Clooney, ödül konuşmasında sanatın otoriter dönemlerdeki rolüne dikkat çekti. Hollywood'daki büyük şirket birleşmeleri, sektörün giderek daha az sayıda dev şirketin kontrolüne girmesi ve yapay zekânın yaratıcı endüstriler üzerindeki etkisi de konuşmasının merkezindeydi. Clooney, Mark Ruffalo'nun birleşmeye yönelik eleştirilerini savunurken Hollywood'daki kurumsal yoğunlaşmanın iş kayıplarına yol açabileceği konusunda uyardı. Bu yıl Venedik'te yıldızların söyledikleri de filmler kadar haber.