Teknofest'te halay çeken robotlar bize ne anlatıyor

Bugüne kadar yaklaşık 12 milyon ziyaretçiye ev sahipliği yapan dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST, Güneydoğu adıyla Şanlıurfa GAP Havalimanı'nda ziyaretçilere kapılarını açtı. Festivalde beni en çok heyecanlandıran ATAK helikopterleri, HÜRKUŞ, ANKA, Bayraktar TB2, Bayraktar TB3 ve Bayraktar AKINCI ile kara ve deniz araçları ama asıl öyle bir şey var ki izledikçe izleyesim geliyor. Halay çeken robotlardan başkası değil bahsettiğim. İşte onlara bayıldım.

Teknoloji genellikle soğuk, gri, metalik ve insandan bağımsız bir algıyla betimlenir. Kodlar, devreler, algoritma satırları... Oysa Şanlıurfa'da yaşanan o samimi anlar, bu algıyı yerle bir ediyor. İnsansı robotun karşısına geçip halaya duran, ona sarılıp türkü söyleyen, hatta sevgi gösterisinde bulunan vatandaşlar, teknolojinin bizim kültürümüzle nasıl kucaklaşabileceğini kanıtladı. Halay çeken robot gülmeye ihtiyacımız olan şu günlerde eminim herkese çok iyi geldi. Bu robot görüntülerinin arkasında bana göre çok daha derin bir anlam yatıyor.

TEKNOFEST, milyonlarca genç için sadece bir festival değil; "Ben de yapabilirim" inancının tohumlandığı bir vizyon hareketi. Stantlarda sergilenen insansı robotları, robot köpekleri ve yapay zeka uygulamalarını yerinde inceleyen çocuklar, bilimin ulaşılmaz olmadığını, tam aksine bu toprakların çocuklarının ellerinde şekillenebileceğini görüyor. Yarın o robotların yazılımını geliştirecek, onlara daha karmaşık hareketleri öğretecek olanlar, bugün o alanlarda neşeyle el çırpan o minik eller olacak.


TUTANKHAMUN'UN TEN RENGİ NEDEN DEĞİŞTİ
Kahire'nin kalbi Tahrir Meydanı'nda geçtiğimiz aylarda yaşananlar, bize dijital çağın kültürel hassasiyetleri nasıl birer kriz alanına dönüştürebileceğini çok net gösterdi. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in ziyareti vesilesiyle genç gönüllülerden oluşan Rasmet Basma ekibi tarafından hazırlanan 66 metrelik duvar resmi, sırf Tutankhamun ve Nefertiti'yi koyu tenli resmettiği için yerel makamlarca apar topar beyaza boyandı.
Olayın arka planında ise sadece estetik bir hata değil, yıllardır altı kordan kaynayan Afroantrizm tartışmaları, yapay zekanın kör noktaları ve kültürel sahiplenme kaygıları yatıyor. Bu skandalın en çarpıcı yönlerinden biri, tasarımların beş günde tamamlanmak üzere ChatGPT'ye yaptırılmış olması.
Projenin kurucusu Ahmed Musa her ne kadar gece ışığında gölge yapan altın-bronz bir ton kullandıklarını söyleyerek bir nevi savunma yapsa da, ortaya çıkan sonuç gençlerin tarihsel gerçeklikten ne kadar kopuk olduğunu gösterdi. Burada asıl mesele, yapay zekanın tarafsız bir hakikat motoru olmadığı gerçeğini ıskalamamızdır. Yapay zeka araştırmacısı Walid Mahmoud'un da belirttiği gibi, bu sistemler internette en çok paylaşılan verileri (çoğu zaman Batı merkezli algoritmik yankı odalarını) baz alır. Tarihsel ve kültürel hassasiyetleri gözetmeyen bir yapay zekayı sokağın ortasına, hem de Tahrir gibi sembolik bir yere diktiğinizde, ortaya çıkan kriz kaçınılmaz oluyor. Sanat eleştirmeni Mostafa Eissa'nın dediği gibi: Teknoloji bir araçtır, karar verici değil. İnsan unsurunu devre dışı bıraktığınızda sanat da kimlik de boşaltılıyor.