Tacizci belediye başkanı için öneri: Kimyasal hadım

Bir kız çocuğu, henüz 16 yaşında. Adı Tuana.
Bir mesajla başlıyor her şey. Bir mesaj diyoruz ama aslında bu, bir çocuğun sınırlarının ihlal edilmesi, güven duygusunun parçalanması, ruhunun incinmesi demek. Sonra ne oluyor O çocuk konuşuyor. Şikayet ediyor. Ailesi arkasında duruyor. Yani olması gereken oluyor. Tutuklanıyor ama sonra tutuksuz yargılama. İşte tam burada kırılıyor bir şey. Çünkü toplumda bunun tercümesi şu oluyor: Demek ki o kadar da ciddi değil.
Hayır halbuki çok ciddi. Ama ciddiyetle muamele edilmiyor. Bir çocuğun yaşadığı travma, bir prosedür maddesine sıkıştırılıyor. Bir hayat, bir dosya numarasına indirgeniyor. Ve sonra ne oluyor biliyor musunuz, görevden uzaklaştırılan CHP'li Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede'nin yargılandığı taciz davasının mağduru 16 yaşındaki Tuana Elif Gülüşan Torun, geçirdiği trafik kazasının ardından hastanede hayatını kaybediyor.
Ve biz sonra dönüp soruyoruz, ne olacak şimdi
Ne olacak biliyor musunuz Bir can geri gelmeyecek. Ama mesele sadece bir ölüm değil. Mesele, o ölüme giden yolda kimlerin sustuğu, kimlerin görmezden geldiği, kimlerin sorumluluk almadığı. Bir kız çocuğu korkusuna rağmen konuştu. Ailesi geri adım atmadı. Peki ya şimdi

MEDİKAL DESTEK ŞART!
Bitmiyor eksilmiyor bu taciz vakaları... Acaba yeni yönetmeliklere kimyasal hadımı eklemek mecburi mi olmalı Görev tanımı, maaş, protokol... Bir de dürtü kontrolü için medikal destek. Çünkü belli ki bazıları için hukuk, etik ve insanlık yetmiyor. O zaman sistemi değil insan doğasını mı düzenleyelim Toplumda psikolojisi bozulan birine nasıl tedavi öneriliyorsa, çocuklara yönelik suçlarda dürtü kontrolü bahanesine sığınanlar için de somut ve bağlayıcı önlemler konuşulmalı. Madem bazıları kendini kontrol edemediğini iddia ediyor, o halde bu kontrolsüzlüğün bir bedeli olmalı denetimli, zorunlu medikal müdahaleler dahil. Çünkü mesele bireysel bir zaaf değil, ahlaksızlık ve güç istismarıdır. Makam sahibi olup da çocuklara yönelen bir zihniyet, sadece hukuku değil toplumsal vicdanı da çiğniyor. Ve bu noktada en büyük tehlike, bu suçların hala hafifletilmesi. Hayır, bu bir prosedür meselesi değil; bu, korunamayan çocukların meselesi. Eğer sistem caydırıcı olmazsa, her yeni gün başka bir Tuana için risk demektir.

Bu yüzden artık net konuşalım, dürtüsünü kontrol edemeyen tacizciler o koltukta da oturmasın, toplum içinde de başıboş bırakılmasın. Başıboş köpekler için ne kadar ayağa kalktıysa bu ülke ben başıboş tacizciler için de aynı hassasiyeti bekliyorum. Bakın en ağır cezalar verilsin demek yetmiyor, görevden uzaklaştırmak yetmiyor. O kişi şu an başıboş ve bilmiyoruz belki dürtüsünü kontrol edemeyip tekrar deneyecek şansını. Utanç içindeyiz diyoruz, biz niye utanıyoruz tacizci utansın ama nerede Şimdi geriye ne kaldı Bir baba konuşuyor: Kızının yaşadığı travmayı anlatıyor. Yalnız bırakıldıklarını söylüyor. Ve buna rağmen kızının gücünden gurur duyuyor. Bu cümle insanın içine oturuyor: Böyle bir kıza sahip olduğum için gururluyum. Bir baba gururdan bahsediyor ama arka planda tarifsiz bir acı var. Ve belki de en sarsıcı olan şu: Tuana, hayatını kaybettikten sonra bile umut oldu. Bağışlanan organları, başka hayatlara can verdi. Bir çocuk, yaşarken korunamadı. Ama öldükten sonra bile hayat verdi. İşte asıl utanç burada.