Sanat dünyasında şok! Art Basel Paris erken kapattı

Art Basel Paris'in protestolar nedeniyle iki gün erken kapanması, sanat dünyasını rahatsız etti. Elbette erkenden bitmesi üzücü. Organizasyon kapatılma nedenini, ziyaretçilerin, katılımcıların, çalışanların ve eserlerin güvenliğini öncelik olarak gösteriyor. İlk bakışta makul bir karar. Kimse insan hayatını riske atarak bir sanat fuarını açık tutmak zorunda değil. Hele geçtiğimiz hafta Fransa'da protestoların şiddet olaylarına ve yağmalara dönüşmesi, güvenlik kaygılarının bütünüyle temelsiz olmadığını gösteriyor. Ancak benim üzerinde durmak istediğim nokta, Art Basel'in kapanıp kapanmaması değil. Sanat dünyasının, temsil ettiğini iddia ettiği değerlerle gerçek hayat arasındaki mesafesi. Sanatçılar kapanışı eleştiriyor derde bak şeklinde yorumlar yapıyor. Derde bak bakış açısıyla kimse bir yere varamaz öncelikle. Çünkü mesele yalnızca bir fuarın iki gün erken bitmesi değil. O iki gün, galeriler için satış, sanatçılar için görünürlük, koleksiyonerler için buluşma ve daha küçük galeriler için belki de bütün yılın ekonomik hesabı demek. İşte hayal kırıklığı burada başlıyor. Sanat kimin için

SIK SIK KARŞILAŞIYORUZ
Bugün çağdaş sanat dünyasının en sevdiği kavramlardan bazıları özgürlük, eşitlik, kapsayıcılık, toplumsal adalet ve eleştirel düşünce. Bienallerde, müzelerde, sergilerde ve sanatçı konuşmalarında bu kavramlarla sık sık karşılaşıyoruz. Sanat, dünyaya başka türlü bakmamızı sağlayan bir alan olarak sunuluyor. Güç ilişkilerini sorguluyor, sistemin açıklarını gösteriyor, görünmeyeni görünür kılıyor.
Bu eleştirilerin hepsini otomatik olarak doğru kabul etmek zorunda değiliz. Sanat piyasasının bütününü vergi avantajlarıyla açıklamak ya da her koleksiyoncuyu toplumsal eşitsizliğin sorumlusu ilan etmek, meseleyi gereğinden fazla basitleştirir. Sanat piyasası aynı zamanda sanatçıların üretimini finanse ediyor, galerilere iş alanı açıyor ve eserlerin uluslararası dolaşımını sağlıyor.
Bu arada Art Basel Paris'te fuarın ilk günlerinde milyon dolarlık satışlar gerçekleşti. White Cube galerisinde Julie Mehretu'nun Rise of the New Suprematists adlı eseri 7,8 milyon dolar fiyata satıldı. Daha ne diyenler olabilir ama hiç satış yapmayan galeriler vardı ve fuar kapandı.

JOHNNY DEPP RESİM SERGİSİ KAÇMAZ!
Johnny Depp'in Londra'daki ilk büyük Birleşik Krallık sergisi, oyuncunun yıllardır sürdürdüğü sanat pratiğini ortaya koyuyor. Johnny Depp denince aklımıza ilk ne geliyor Pirates of the Caribbean, Jack Sparrow'un o kendine has yürüyüşü ya da Hollywood'un bitmeyen hikayeleri. Oysa Depp'in kameralardan çok önce başlayan başka bir hikayesi daha varmış o da resim yapmak.

Londra'daki Halcyon Gallery'de açılan sergi, Depp'in ilk büyük Birleşik Krallık sanat sergisi olarak dikkat çekiyor. Şanghay'daki Modern Art Museum'da gerçekleştirilen A Bunch of Stuff sergisinin ardından gelen bu buluşma, sanatçının onlarca yıla yayılan üretimini resimler, çizimler ve kolajlar üzerinden bir araya getiriyor. Depp'in kendi ifadesiyle görsel sanat, sinema ve müzikteki yaratıcı dürtüsünün başka bir uzantısı. Hatta oyunculuk kariyerinden çok önce, çizimin ilk aşkı olduğunu söylüyor. Boş bir kağıdın içine kaçabilmek... Bence bu cümle, onun sanatla kurduğu ilişkinin en güzel özeti.