Ortadoğu'da etkinlik takvimi alarm veriyor

Ortadoğu'da son dönemde artan jeopolitik gerilim, yalnızca siyaseti değil turizmden eğlenceye, spordan kültür sanat etkinliklerine kadar geniş bir alanı doğrudan etkiliyor. Hayat devam ediyor söylemi sıkça dillendirilse de, bana göre sahadaki gerçeklik etkinlik takvimlerinde kendini açıkça gösteriyor. İptaller, ertelemeler ve belirsizlikler, bölgedeki risk algısının hâlâ yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Dubai'de her yıl Orta Doğu'nun en önemli turizm fuarı olan Arabian Travel Market (ATM)'den gelen e-postada şöyle yazıyor; mayıs ayında yapılması planlanan fuar, tek bir cümleyle ağustosa alındı. Gerekçe kısa ve netti: Bölgedeki gelişmeler.

Her yıl mayıs ayında düzenlenen bu büyük organizasyonun 2026 edisyonu, gelen resmi bilgilendirmeye göre 4–7 Mayıs'tan 17–20 Ağustos'a ertelendi. Bu karar bize iki önemli şeyi gösteriyor: Dubai "güvendeyiz" mesajını korumak istiyor ama aynı zamanda uluslararası katılımı riske atmamak adına gerçekçi davranıyor. Katar'da gitmeyi planladığım bir başka etkinlik MotoGP'nin en önemli duraklarından Qatar Grand Prix belirsizlik içinde. CEO Carmelo Ezpeleta açık açık "Nisanda yapılması çok zor" diyor. Sadece bir spor organizasyonu değil bu; küresel bir vitrin. Ve o vitrin şu an açılıp açılmayacağı belli olmayan bir sahneye dönüşmüş durumda. Aynı şekilde FIA World Endurance Championship yarışı çoktan ertelendi.

Shakira'nın, tükenmiş biletlerle beklenen konseri iptal edilirken; John Legend hala sahneye çıkmaya hazırlanıyor. Aynı şehir, aynı dönem ama iki farklı karar. Bu, yeni gerçekliğin ta kendisi. Eğer her şey gerçekten yolundaysa, neden kimse takvimine güvenemiyor
Ortadoğu bugün kapalı değil. Ama tamamen açık da değil. Ve bu belirsizlik, en çok da sahnede, pistte ve fuar alanlarında kendini ele veriyor.

HARÇLIKLARIYLA VERESİYE DEFTERİ KAPATAN ÇOCUKLARA HELAL OLSUN
Bu yüzden seviyorum ramazanı. Bu yüzden seviyorum insanımı, ülkemi. Böyle bir incelik, böyle bir zarafet... Üstelik sessizce, kimseye duyurmadan yapılan iyilikler. Gerçekten hayran olmamak mümkün değil. Hele ki bu çocukları yetiştiren aileler... Size ayrıca teşekkür etmek lazım. Ne güzel evlatlar yetiştirmişsiniz. Yıllardır süregelen veresiye defteri geçmişten bugüne süregelen kıymetli bir gelenektir. Osmanlı döneminden gelen gelenek bugün insanlara; yardımlaşmanın, dayanışmanın, anlayışın kıymetini hatırlatıyor. Yıllardır her ramazan ayında zenginler, hiç tanımadıkları insanların borçlarını öder; borcu ödenen de borcunu kimin ödediğini bilmezdi. Zimem defteri ismi Osmanlı döneminde kullanılan ismi olup, günümüzde ise "veresiye defteri" olarak bilinir. Zimem defteri geleneği ramazan ayı boyunca pek çok ilde de devam etti. Aldığım bilgiye göre ramazan ayında gelenek çerçevesinde birçok bakkaldaki veresiye defterindeki borçlar kapatılmış. Hatay'da Narlıca Mahallesi'ndeki Antakya Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri, ramazan ayında yardımseverlikleriyle yüzleri güldürmüş. Osmanlı mirası zimem defteri geleneğini yaşatan öğrenciler, harçlıklarıyla biriktirdikleri 30 bin TL'yle Narlıca Mahallesi'ndeki 3 bakkalda toplam 10 depremzede ailenin borcunu ödemiş. Borçları ödeyen gençler, devamında borç defterini alıp imha etmişler. İşte tam da bu yüzden... Bu coğrafyada iyilik sadece yapılmaz, incelikle yapılır. Ramazanı özel kılan da bu belki. Aç kalmayı öğrenmekten çok, başkasının açlığını hissetmek. Vermekten çok, kimseyi utandırmadan verebilmek. Ve yine anlıyoruz ki; Gelecek için umut arıyorsak, çok uzağa bakmaya gerek yok. Bazen bir bakkal defterinde, bazen de o defteri sessizce kapatan çocukların kalbinde saklı.